RİSK YÖNETİMİ

Yazar: Dr. K. Evren Bolgün & M. Barış Akçay, MA  

 
467 sayfa
1. Baskı, Ağustos 2003
Sponsör: Garanti Portföy & Garanti Emeklilik

   

 

 

Sizin kurumunuz da Türk finans ve yatırım kütüphanesine böyle bir eser kazandırmak ister mi? Sponsör olmak için tıklayınız.

Finansal Piyasalarda Risk Ölçüm ve Yönetimine Türkiye Perspektifinden Stratejik Bakış

Türkiye'de 40 milyar A.B.D. dolarını aşan finansal krizmaliyeti ile birlikte bankacılık sektöründe temel bir standart haline getirilmeye çalışılan  "Risk Yönetimi" felsefesi, özünde finansal profesyoneller açısından bir tür zorunluluk, bireyler bazında ise kültürel bir değişim ifade ettiğinde ancak tam anlamıyla başarılı olabilecektir.  Bu kitapta RMD (VaR) kavramının entegre biçimde yöneticilere stratejik olarak ne tür faydalar getirdiği üzerinde önemle durulmuştur.

Riske Maruz Değer kavramı (RMD_Value-At-Risk), finansal kurumların Alım-Satım ya da Yatırım Portföyleri üzerindeki potansiyel zararın istatistiki yöntemlerle tahmin edilmesine dayalı bir metodolojidir.  1994 yılında Baring's Bank, 1997 Asya ve 1998 Rusya krizleri sonrası, tüm dünyada bankacılık sektörü üzerindeki uygulamaları ile hızlı biçimde yaygınlaşarak tüm risk yöneticilerinin risk ölçümlerinde temel bir araç haline gelmiştir.  Riske Maruz Değer (RMD) konseptinin yaygınlaşmasının en önemli sebebi, metodun basit menkul kıymet işlemlerinden, en karışık finansal türev enstrümanlarına kadar tüm finansal ürünlerin riskinin ölçülmesinde kullanılabilmesidir.

Ancak diğer taraftan da Riske Maruz Değer, finansal karar alıcılar açısından da bir tür finansal mucize olarak kesinlikle düşünülmemelidir.  Finansal kurumlarda risklerin doğru algılanması ile kontrol edilmesi noktasında Riske Maruz Değer sonucunun, önyargılı şekilde ve stratejik olarak yardımcı bir araç olarak değerlendirilmesi hatalı kararlar üretilmesine yol açabilmektedir.

Bu kitap; son yıllarda uluslararası finansal piyasalarda karşılaşılan dalgalanmaların ölçülmesinde yerarlanılan Riske Maruz Değer (RMD) metodunun teori ve uygulamasının tüm yönleri ile birlikte ele alındığı temel bir referans çalışmadır.  Özellikle A.B.D.'de yaşanan kurumsal şirket iflâsları sonrasında temeli atılan bu metod, 1996 yılında Bank for International Settlement (BIS) kurumunun Piyasa Riski konseptinde getirdiği en iyi uygulamalar ile tüm dünyada oldukça yaygınlaşmıştır.


İÇİNDEKİLER

BİRİNCİ KISIM: MOTİVASYON

Risk Yönetimine Duyulan İhtiyaç
Finansal Skandallar
Uluslararası Finansal Piyasalardaki Yasal Düzenlemeler
Türk Bankacılık Sektörünün BASEL II'ye Uyum Süreci

İKİNCİ KISIM: RİSK YÖNETİMİ BİLEŞENLERİ

Finansal Risk ve Belirsizlik Teorisi
Risk Yönetimi İçin Temel İstatistik ve Ekonometri Teknikleri
Bankalarda Risk Faktörleri
Riskten Korunma Uygulamaları

ÜÇÜNCÜ KISIM: PİYASA RİSKİ YÖNETİMİ

Geleneksel Risk Ölçüm Yaklaşımları
Finansal Evrim: Aktif/Pasif ve Piyasa Riski Yönetimi
Riske Maruz Değer Nedir?
Bankalarda Risk Sermaye İkilemi

DÖRDÜNCÜ KISIM: RİSK YÖNETİMİNİN SAYISAL ANALİZ BOYUTU

Finansal Piyasalarda Regresyon Modellemesi
Vade Yapısı ve Verim Eğrisi Modellemesi
İleri Volatilite Modelleme Teknikleri
Opsiyon Pozisyonlarında RMD Ölçümü

BEŞİNCİ KISIM: RİSKE MARUZ DEĞER ÖLÇÜM MODELLERİ

Riske Maruz değer Modelleri (VaR-RMD)
Stres Testi ve Senaryo Analizleri
Model Riskinin Analizi: Backtesting
Simüle Edilmiş Banka Portföyüne RMD Modellerinin Uygulanması

ALTINCI KISIM: RİSK YÖNETİMİNİN STRATEJİK KARAR ARACI: RMD

Limit Politikalarının Belirlenmesi, Uygulanması ve Risk Raporlama
Riske Göre Ayarlanmış Performans Ölçümü: PAROC Analizi
Entegre Risk Yönetimi ve Sermaye Optimizasyonu
Türkiye'de Risk Yönetimindeki Yapısal Sorunlar

SONUÇ: FİNANSAL KURUMLARIN KORUYUCU MELEKLERİ "RİSK YÖNETİCİLERİ"

KAYNAKLAR

CD-ROM: Uygulama ve Prezentasyon


KİTAPTAN BİR ALINTI

Türkiye'de Türev Ürünlerin Kullanılmama Nedenleri

Türkiye'de finansal değişim süreci, 1985 yılında başlamıştır.  Bu değişim süreci özellikle son 2-3 yıl içerisinde ivme kazanarak bugün de devam etmektedir.  Finansal sistem içindeki serbestleşmenin başlangıcında 2001 yılında yaşanan krize kadar geçen 17 yıl boyunca tartıştığımız temel yapısal değişikliklere gidilememesinin en önemli nedeni; Türkiye'deki mevzuatın, Anglo-Amerikan geleneğinin tam karşıtı olan Klasik Kıta Avrupa mevzuatı'ndan esinlenmesi ve bu yüzden karar vericilerin finansal yeniliklere karşı fazla elastik olmamasıdır.  Toplumun devletçi bir geleneği olması nedeniyle de, finansal reformların gerçekleşmesinde devlet her zaman öncü rolü almaktadır.  Türev ürünlerinin bilinen fayda/zararlarına karşılık ülkemizde bu ürünlerin bugüne kadar yaygın bir şekilde kullanılamama nedenleri aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

Satın Al  | Kitap Listesi