Türev
ürünler, vadeli işlemler, opsiyonlar, opsiyon stratejileri, hedging
çözümleriDünya Gazetesi'nde |
Derecelendirme,
kurumsal yönetim, risk yönetimi, ekonomi, krizler, borsalarperiyodik olarak yayımlanan |
Piyasalar,
teknik analiz, yorumlar, yatırım fonları, bireysel emeklilik fonlarıbinbir sektör yazısı |
|
Ali Perşembe
İstanbulun 10 yılda bölgesel, 30 yılda da küresel finans merkezi olması için iki yılı aşkın süredir devam eden çalışmalar kapsamında Ocak ayında oluşturulan 9 ayrı çalışma grubu (Hukuk, Finansal Ürün ve Hizmet, Vergi, Düzenleyici ve Denetleyici Çerçeve, Altyapı, İFM Organizasyon, Tanıtım ve İmaj, İnsan Kaynakları ile Mevcut Durum Analizi), ön gelişim raporlarını 9 Marta kadar tamamlayacak ve 16 Martta geniş katılımlı toplantı yapılacak. Hazırlanacak strateji belgesi 6-7 Ekimde Türkiyede yapılacak olan Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) yıllık toplantılarında, küresel oyunculara açıklanacak.
Çalışma gruplarının yapacakları arasında mali piyasalar alanında ihtisas mahkemelerin olabilirliği; finansal ürün çeşitliliğinin artırılması; rekabetçi, uygulanması kolay, adil ve istikrarlı bir vergi sisteminin oluşturulması; uluslararası finansal düzenlemeler ve standartlara uyumun sağlanması; İFMnin yerinin belirlenmesi, şehir içi ulaşım, havayolları, telekomünikasyon ve bilgi teknolojileri altyapısının oluşturulması; finansal sektörünü gereksinim duyacağı vasıflı işgücün yönelik strateji oluşturulması da yer alıyor.
Bu gelişmeler elbette heyecan verici ve insanın içine sanki havai fişekler yerleştiriveriyor. Her ne kadar çalışma gruplarının ön gelişim raporlarını görmeden nelerin ögörüldüğü ve bu öngörülerin yapılabilirliği üzerinde yorum yapmak doğru olmasa da ortaya çıkacak emeğin ne kadar gerçekçi olacağı hakkında en azından biraz fikir sahibi olabilmemiz için halihazırda elimizde bulunan enfes emsale biraz daha yakından bakmayı gerekli buluyorum.
Bu enfes emsal Londra. Bu kent küresel finans sisteminin kalbinin attığı yer. Fortune 500 şirketlerinin dörtte üçünün bugün Londrada ofisi var. Avrupanın en büyük 500 şirketinin ise 100ünün genel müdürlüğü Londrada. Dünyanın en büyük finansal kurumlarının dörtte biri de aynı kentten yönetiliyor. Avrupa Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankasına ek olarak (European Bank for Reconstruction and Development) Londrada 550 uluslararası banka ve 170 küresel menkul kıymet şirketi faaliyet gösteriyor. New York, Frankfurt, Hong Kong, Paris gibi kentler bu rakamların yanından bile geçemiyor.
Küresel döviz işlemlerinin üçte biri Londrada yapılıyor. Günde neredeyse bir trilyon dolar bu kentin sınırları içinde el değiştiriyor. Londrada dolar işlemleri New Yorktakinin birkaç misli. Dünya türev ürünler pazarının da neredeyse yarısı burada. Eurobond ticaretinin dörtte üçü yine Londrada yapılıyor. Bu başkent aynı zamanda dünyanın en büyük fon yönetim merkezi. Avrupanın 5,5 trilyon dolarlık kurumsal fonlarının yarısı bu kentten yönetiliyor. 650 yabancı şirketin işlem gördüğü 200 yıllık Londra Borsası (London Stock Exchange), dünyanın en uluslararası borsası.
Kentin türev ürünler borsası (Euronext.Liffe) dünyanın üçüncü, Avrupanın en büyük türev ürünler borsası. Londra Metal Borsası (LME) sanayi metallerinde dünyanın tartışmaşız, açık ara lideri. Londra aynı zamanda yılda 50 milyar sterlinlik prim hacmiyle dünyanın en büyük uluslararası sigortacılık merkezi. Kentin denizcilik sektörü Hong Kong, Singapur, New York ve Atinayı çoktan sollamış ve ülkeye yılda 1 milyar sterlin görünmez gelir sağlıyor.
Londra kentinde turistler yılda 15 milyar sterlin harcıyorlar. 1908 ve 1848 yıllarında iki olimpiyat düzenleyen başkent 2012de yine başrolde olacak. Kamu 2008 yılında araştırma geliştirme için 1,34 milyon euro harcadı. Kentte 25 araştırma enstitüsü ve tıp fakültesi var. 175.000 sağlık personeli, ecza ve biyoteknoloji alanında uzman 6.000 bilim adamı ve 80.000 tıp öğrencisi hergün işe ve okula gidiyor. 2008 yılında, sadece yaşam bilimleri alanında ilimsel araştırma yapan 100 özel şirket vardı.
Kentin bir başka cazibesi de gerçek anlamda kozmopolit olması. Frankfurt ve Tokyo da uluslararası kentler ama onlar ağırlıklı olarak ulusal aktörlere hizmet ve yabancı katılımcılara geçiş izni veren kapalı mekanlar olarak kalmaktan kurtulamıyorlar.
Londra sadece yine olimpiyat düzenlemekle yetinmiyor. Gerçek bir küresel finans merkezi olma statüsünü nasıl koruyabileceğini de devamlı olarak araştırıyor. Kent yönetiminin Z/Yen isimli bir danışman şirkete yaptırıp güncellettirdiği Global Financial Centers Index GFCI (Küresel Finansal Merkezler Endeksi) 46 dünya kenti arasında Londrayı birinci gösteriyor. Neden birinci olduğunu anlayıp liderliğini pekiştirmeye çalışıyor Londra. Z/Yen, gerçek bir küresel finansal merkezi olmanın unsurlarını önem sırasıyla şöyle listeliyor:
Nitelikli İnsan Gücü; Düzenleyici ve Denetleyici Çerçeve; Uluslararası Finans Piyasalarına Ulaşım; İş Yapma Altyapısının Kalitesi; Müşterilere Ulaşım; Adil Ticaret Ortamı; Hükümet Duyarlılığı; Kurumsal Vergi Rejimi; Maliyetler; Uzman Tedarikçilere Ulaşım; Hayat Kalitesi; Kültür ve Dil; Ticari Garyrimenkullerin Kalitesi; ve Gelir Vergisi Rejimi.
Karşıdan karşıya geçemediğimiz, her yağmurda sel basan ve elektrikleri kesilen, borsalarımızın birbirleriyle didişip yeni ürün çıkartamadığı, vergi rejiminin bireyi de kurumu da ezdiği, motosikletlerin ters yönden gelme hürriyeti olduğuna inanan trafik polisleriyle dolu, emniyet şeridinden gitme ayrıcalığı olan araç sayısının olmayandan fazla olduğu, çarşaf-türban-başörtüsü sarmalında kozmopolitanlığın sınırlarını bile zorlayamadığımız bu 3.000 yıllık kentin küresel finans merkezi olma yolunda emeğini koyan o çalışma gruplarının Z/Yenin çalışmalarını ve Londranın neden Londra olduğunu iyi inceliyor olduklarını umuyorum.
Ali Perşembe |
Ayrıntılar için bize yazın...
|