İŞLEM HACMİ
Ali Perşembe
11 Kasım
2006,
Dünya Gazetesi
İşlem hacmi, borsada o gün gerçekleşen alış verişin, parasal olarak miktarı (değeri) ya da sözleşme adedi (lot) şeklinde ifade edilen rakamsal bir ifadesidir. Bazı durumlarda el değiştiren hisse senedi adedi olarak da ifade edilir ve genellikle fiyat grafiğinin alt tarafında çizilen dikey çubuklarla gösterilir.
Aslında işlem hacmi hakkında tüm söylenecekleri Charles Dow yüz yılı aşkın bir süre önce tek bir cümleyle özetlemiş: Hacim trendi teyit etmelidir. İşlem hacminin seviyesi fiyat hareketinin arkasındaki desteği, kabullenmişliği ve heyecanı gösterir. Dolayısıyla hisse senedi piyasalarında, fiyatlar yükseldikçe işlem hacminin artması, yatay piyasalarda ve fiyatlar düştükçe de işlem hacminin azalması beklenir. Durum böyle olduğu müddetçe, işlem hacmi trendi teyit eder. Ana trend yukarıyken fiyatların aşağı doğru düzeltme yapması süresince işlem hacminin azalması, yukarı hareket için bir tehlike arz etmez (çünkü azalan işlem hacmi düşük maliyetli uzun pozisyon tutanların kâr almak için acele etmediklerini gösterir). Ana trend yukarıyken, aşağı düzeltme esnasında işlem hacminin artması bu ana trendin artık sona erdiğine işaret eder. İşlem hacminin fiyat hareketini teyit etmediği durumları belirlemenin en iyi yolu, fiyat ile işlem hacmi arasındaki uyuşmazlığa bakmaktır. Fiyatlar yükselirken işlem hacminin bu yükselişe eşlik etmemesi veya azalması fiyat yükselişinin fazla devam etmeyeceğine işaret eder. Fiyatların bir konsolidasyon (sıkışma) alanından belli bir yöne çıkışının müjdecisi olan kırılma anında ise işlem hacmi genellikle dramatik bir şekilde artması beklenir. Bu artış, o yöne doğru başlayan yeni bir trendin habercisidir.
Teknik analistlerce üniversal olarak kabul edilmiş bu kurallar, fiyat hareketinin belli bir yöne doğru başlaması ve devam etmesi için işlem hacminin artıyor olmasını şart koşuyor, ancak bu genellemenin bir yumuşak karnı olduğunun ve bazı yetersizlikler içerdiğinin farkında olmamız gerek. Bu yetersizliklerin ilki, vadeli işlem piyasalarında olduğu gibi hisse senedi piyasalarında da kendisini gösterir ve ortaya tavan/taban günlerinde (vadeli işlem piyasalarında limit günlerinde) çıkar. Hepimizin de bildiği gibi, mevcut fiyat hareketinin (bu ister belli bir yöne doğru devam etmekte olan trend olsun isterse de trendde geri dönüş anı olsun) en kuvvetli olduğu (yâni devam etmeye en yatkın olduğu) günler tavan/taban günleridir. Piyasaya tavan veya taban yaptıracak kadar güçlü temel değişiklikler olmuştur. Ne var ki, bu güçlü değişimleri ve bu değişimlerin neden olduğu dramatik fiyat hareketini işlem hacmi rakamlarında bulamayız, çünkü tavan veya tabanda kilitlenmiş olan piyasada işlem olmaz. Dolayısıyla, bu tür tavan/taban günlerinin grafiklerine baktığımızda hatırı sayılır bir şekilde azalmış işlem hacmi görürüz. Bu da yukarıda sıraladığımız ilkelerin tamamına ters düşer. Öyleyse, işlem hacmi rakamlarının önemini özellikle tavan/taban günlerinde tam anlamıyla göz ardı etmemiz gerekir.
İşlem hacmi rakamlarının analiz değerini yitirmesinin ikinci nedeni, hisse senedi piyasalarında değil de, daha çok vadeli işlemler borsalarında daha belirgindir. Bu borsalarda günlük işlem hacmi rakamları kapanışa yakın ya da gün sonunda ilân edilir ki, bu da özellikle daha kısa vadeli yatırımcılar için önemli bir eksikliktir.
Üçüncü bir çelişkili duruma da yukarıda bahsi geçen kırış zamanlarında şahit oluruz. Yaygınca kabul edilmiş teknik analiz ilkelerine göre yatırımcılar kırış anında işlem hacminde bir patlama görmezlerse bu kırışın bir boğa veya ayı tuzağına dönüşeceği endişesiyle pozisyona girmekte tereddüte düşerler. Çoğu zaman doğru sonuç veren bu kuram, işlem hacminin fiyat hareketinden önce oluşması koşulunu, yâni bir öncü gösterge olması gerektiğini ifade etmektedir. Halbuki mantık bu kuralı kabul etmeyi pek de akıllıca bulmuyor, çünkü hepimiz yatırımcıların dikkatini en fazla fiyat hareketinin çektiğini biliyoruz. Arkamıza yaslanmış otururken fiyatların bir yöne doğru hareketlenmesi (işlem hacminin değil) hemen kıpırdamaya başlamamızın asıl nedeni değil midir? Bir kırışa yüksek işlem hacmi eşlik ettiğinde hemen bu kırışın geçerli olduğuna ve hareketin kırış yönünde devam edeceğine karar veririz ama öte yandan kırış anında işlem hacmi yükselmezse de bir tuzak olduğuna kara verir geri çekiliriz. Geriye bakıp grafiklerde olmuş bitmiş hareketleri inceleyerek kırışın geçerli olup olmadığına karar vermeyi herkes becerir. Bize asıl gereken kararı kırış anında verebilmektir.
Bu durumda hesaplanmalarında işlem hacmi rakamlarını içeren OBV, Chaikin, MFI, vs. gibi teknik göstergelerden faydalanabiliriz. Ne var ki, bu göstergeler bile özellikle vadeli işlem piyasalarında işimize yaramayabilir. İşlem hacmi rakamı, gün içinde alınan ve satılan sözleşmelerin toplamıdır. Her alıcının karşısında bir satıcı bulunur. Vadeli işlem piyasalarında, hisse senedi piyasalarında olduğu gibi işlem hacmi rakamlarını yükselenler ve düşenler diye kategorize edemeyiz. Burada her alıcı ve her satıcı yaptığının doğru olduğunu varsayar. Piyasayı hareket ettiren işlem hacmi değildir, çünkü yukarı hareketin işlem hacmi aşağı hareketin işlem hacminden daha fazla olamaz. Fiyat hareketi ne olursa olsun alan ve satanların işlem hacmi eşittir. Fiyatlar ne yöne olursa olsun, eğer işlem hacmi 4,000 sözleşme artmışsa, bu 4,000 sözleşmenin alındığını ve karşılığında 4,000 sözleşmenin satıldığını göterir.
İşte bu yetersizlik ve çelişkiler işlem hacminin hem öncü bir gösterge olarak hem de tek başına kullanılmasını tehlikeli kılmaktadır. Dolayısıyla, mutlaka yukarıda bahsi geçen diğer işlem hacmi göstergelerini ve bu sütunlarda daha sonra işleyeceğimiz, Açık Pozisyon Sayısından (Open Interest) faydalanılmalıdır.
Ali Perşembe
www.persembe.com