SPEKÜLATÖRLER VE YENİ FİNANSAL ENSTRÜMANLAR

Ali Perşembe
2 Ağustos
2008, Dünya Gazetesi

Petrol fiyatlarının birkaç ay içerisinde 140 dolar seviyesine yükselişini endişe ile seyreden dünyanın tepesinde, yani Washington’da oturan politikacılar, sanki konut kredisi piyasasında olup bitenlere müdahele etmekte gösterdikleri basiretsizliği örtme uğraşına girmiş gibi, enerji piyasasında da aynı hataya düşmemek için nihayet aradıkları günah keçisinin ismini koydular: SPEKÜLATÖRLER!  Aralarında Barack Obama, John McCain, Hillary Clinton ve diğerlerinin olduğu bu kibirli ama sinik çete milletvekillerini de saflarına katarak yaz boyunca kongrede kırkın üzerinde oturum gerçekleştirdiler ve “Aşırı Enerji Spekülayonunu Engelle” isimli bir yasa teklifini senatonun gündemine almayı becerdiler.

Evet, yüksek enerji fiyatları bütün dünyayı ve özellikle yıllar boyunca bedava benzin kullanan Amerikan vatandaşlarını hayli acıtmaya başladı ve evet, belki de kapsamlı bir Amerikan ve/veya küresel enerji politikası üretmenin zamanı geldi de geçiyor bile, ancak başını Fed Başkanı Bernanke’nin çektiği ve politik endişeleri olmayan akıllı insanların yüksek fiyatların nedeninin spekülasyon olmadığı çağrısına da kulak vermek gerek.  Fiyatlardaki tırmanışın asıl nedenlerinin arz ve talep arasındaki ince denge ve Fed’in zayıf dolar politikası olduğunu dünya alem biliyor.  Halbuki demokratların masaya koyduğu bu yasa tasarısının bir yandan piyasada şeffaflığı artırıcı önlemler getirirken öte yandan likiditeyi sakatlayacağı, hedging mekanizmasını daha pahalı yapacağı, düzenleyeci otoritelerin işini daha da zorlaştıracağı ve şimdikinden daha fazla ve karmaşık şeytan oyunları doğuracak bir yasakçı zihniyeti yerleştireceği de duvarda yazıyor.  Zaten emtia ve finansal ürünlerde vadeli piyasaların gelişmesi ve büyümesi amacıyla kurulmuş ve sektörün düzenleyici otoritesi olan Commodity Futures Trading Commission (Vadeli Emtia İşlemleri Komisyonu) ve borsalarla işbirliği içinde olan The Futures Industry Association (Vadeli İşlemler Sektörü Derneği) tasarıya şiddetle karşı çıkıyor.

Tarım, maden ve enerji ürünleri gibi birçok kalemi kapsayan vadeli emtia piyasalarının (vadeli işlemler, opsiyonlar ve diğer türev ürünler) karmaşık bir finansal araç olduğundan dolayı baskı altındaki yasamacıların ve özellikle havayolları gibi ızdırap içinde olan şirket yöneticilerinin hışmına uğrayıp hemen günah keçisi ilân edilmesi biraz haksız.  Halbuki bu piyasalar “adil fiyat tespiti” gibi son derece önemli bir hizmeti gerçekleştiriyorlar.  Üreticiler, tüketicileri, rafineriler ve tüccarlar piyasayı volatiliteye karşı bir amortisör gibi kullanarak vadeli fiyatları sabitlemek için alım satım yapıyorlar.  Bu mekanizma, spekülatör denilen ve gelecek fiyat yönü üzerinde bahse girmek için orada bulunan büyük bir zümrenin de katılımıyla derinlik ve etkinlik kazanarak yaşama nedeni olan “adil fiyat tespiti” hizmetini yerine getiriyor.

Ne var ki, yasa yapıcılar sanki sokakta protesto yürüyüşü yapanların açtıkları pankartlardakilere benzeyen “Aşırı Enerji Spekülayonunu Engelle” diye şaka gibi bir isim taşıyan bu tasarının üretici, tüketici, tüccar ve rafinericiyi de spekülatör sınıfına dahil ettiğinin farkında oldukları bile şüpheli.  Evet piyasalardaki işlem hacmi 2000 yılından bu yana altı misli arttı ama neyin “aşırı” olduğuna kim karar veriyor?  Piyasaların değişmez kuralı, her alışın karşısından bir satış olduğudur.  Fiyatların düşeceğine inanıp açığa satış yapanların yaptıkları işlemlerin değeri, fiyatların yükseleceğine inanıp alım yapanların yaptıkları işlemlerin değerine eşittir.  Bu kişilerin ve yaptıkları işlemlerin sayısının ne olduğunun piyasaya likidite ve etkinlik sağlanması dışında hiçbir önemi yoktur.  Kaldı ki, piyasanın büyüklüğünün nereden itibaren “aşırı” olduğuna karar verecek merci bu yetkiyi nereden almıştır?

“Bırakınız yapsınlar” doktrininin mabedi olan A.B.D. bile özelleştirdiği kurumları bir bir devletleştirir, kendi yarattığı piyasa ekonomisinin temel dayanağı olan piyasalarda istediği enstrümanların açığa satışını yasaklarken, düştüğü bu komik durumdan ilham alıp da ülkemizin yasa yapıcıları, borsaları ve ilgili kurumları da finansal piyasalarımızın tarih boyunca kısır kalmasına neden olan yasakçı zihniyet ve korkaklığın girdabına düşmemelidirler.

2001 krizinden sonra çok daha sağlıklı bir yapıya kavuşan ve yabancı rakiplerine bile parmak ısırtan insan kaynaklarıyla finans piyasalarına her geçen gün yeni enstrümanlar kazandırarak piyasanın etkinliğine olumlu katkıda bulunan bankalarımızın yanısıra, “bireysel vadeli hisse senetlerinin” ve bir süre sonra da opsiyonların işleme açılması sürecine girdiğimiz bu günlerde VOB ve İMKB gibi kurumlarımız da “öcü spekülatör” ve “yasaklayın yapmasınlar” edebiyatını körükleyen baskılara ve duygu sömürüsüne karşı sağlam durmalılar.  Piyasalar, bu iki kurumun, yeni enstrümanların piyasaya gelmesiyle olsa olsa ancak birbirlerinin ekmeğine yağ süreceklerini ve birbirlerinden işlem hacmi aşındırmak gibi dünyada örneği olmayan bir rekabet ortamına girmeyeceklerini idrak etmiş olduklarını umuyor.

Unutmayalım!  Fiyat riski, fiyat riskidir.  Yaptırımlar olsa da vardırlar, olmasa da.  Risk varsa spekülatör vardır.  Spekülatör yoksa risk amortisörlerini kullanmak isteyenler karşılarında enstrüman ve işlem yapacak kimse bulamazlar.  Bu enstrümanlar ve spekülatörler varsa piyasalar likit ve etkin hale gelir ve “adil fiyat tespiti” işlevi gerçekleşir.  Yeni enstrümanları ve spekülatörü kucaklamamız gerekir, baltalamamız değil.