BİR İCRA BAŞKANI NE ZAMAN KOVULUR?
Ali Perşembe
5 Temmuz 2008,
Dünya Gazetesi
Corporate Board
Member
dergisinin Temmuz/Ağustos 2008 sayısı, Amerikan şirketlerinin yönetim kurulu
üyelerinin şirketin hisse senetlerinin fiyatlarına karşı son derece duyarlı
olduklarına ve buna paralel olarak işe başlamalarını tekip eden iki veya üç yıl
içinde beklenen performansı gösteremeyen üst yöneticilerin ve icra başkanlarının
işten çıkarılmalarının gittikçe arttığına işaret ediyor. Ne var ki, gelen son
veriler sayıları gittikçe artan bu işten çıkarılmaların baskın nedeninin
yatırımcı haklarının korunması değil yönetim kurulu ile icra başkanı arasındaki
anlaşmazlıklar olduğunu gösteriyor. Hatta, şirketin hisse senetlerinin
değerleriyle işten çıkarmalar arasında pek de bir bağlantı bulunamıyor. Bu
veriler, bir uluslararası yönetim danışmanlık firması olan Booz & Co.nun
dünyanın en fazla ciroya sahip 2.500 büyük şirketi üzerinde yaptığı on yıllık
analizin sonucunda ortaya çıkıyor.
Analiz, Kuzey
Amerikalı icra başkanlarının Avrupalı meslektaşlarından daha uzun ömürlü
olduklarına işaret ediyor. İcra başkanlarının istihdamında devir hızı 2007
yılında Kuzey Amerikada %15,2 iken, Avrupada %17,6, Japonyada %10,6 ve
dünyanın geri kalanında %9,1. Bu oranlar işten çıkmaları üç ayrı kategoride
kapsıyor: plânlı (uzun zamandır beklenen ayrılmalar, sağlık nedeniyle ve
emeklilik nedeniyle olanlar); birleşme ve/veya satın alma nedeniyle olanlar ve
zoraki (kötü performans veya anlaşmazlıklar nedeniyle kovulmalar).
Zoraki
ayrılmalar Avrupada daha yaygın. Örneğin, 2000 yılından 2007 yılına kadar
Avrupada işten ayrılmaların %37si kovulma şeklinde olmuş. Halbuki bu oran
Kuzey Amerikada %27. Avrupada bu oranın yüksek oluşu hem Avrupa ülkelerinin
kurumsal yönetim reformlarını devreye 1990 yılından itibaren sokmakta
olduklarını hem de icra başkanı ile yönetim kurulu başkanının farklı kişiler
olma ilkesinin Avrupada daha yaygınca benimsenmiş olduğunu yansıtıyor. Her iki
titre de sahip olanların işlerini kaybetme olasılığı daha az. Kuzey Amerikada
2007 yılında işten çıkarılan icra başkanlarının sadece %28i aynı zamanda
yönetim kurulu başkanıydı. Sadece icra başkanlığı titrine sahip olanlarda bu
oran %57ye fırladı.
Söz konusu
analiz raporu, bir icra başkanının kovulması için hissedar getirilerinin
gerçekten de berbat seviyelere düşmüş olması gerektiğini de gözler önüne
seriyor. Kuzey Amerikada bir şirketin hisse senetleri %25 değer kaybetmeden
veya hissenin performansı sektör rakiplerinin performansının %45 altına düşmeden
kimse kovulmuyor. Bu kasvetli oranlara rağmen bir icra başkanının bir yıl
içinde işten çıkarılma olasılığı sadece %5,7.
Çoğu yönetim
araştırması, icra başkanlarının işe girdikten sonra elle tutulur stratejiler
oluşturmaları ve bunları yürürlüğe koyup sonuç alabilmeleri için üç-beş yıla
ihtiyaçları olduğunu gösteriyor. Booz & Co.nun raporu da icra başkanlarına
zaten bu sürenin tanındığını gösteriyor. Bu kovulanlar için bile geçerli.
Rapor, kovulan icra başkanlarının ortalama işte kalma sürelerinin 4,5 yıl
olduğuna işaret ediyor (Avrupada ve genel olarak dünyada). Bu süre Kuzey
Amerikada 5,3 yıl. Bu süre, özellikle yönetim kurulu bir aday havuzu
oluşturmada etkisiz kaldığında uzuyor.
Kuzey Amerikan
ve Avrupalı şirketlerin son on yılda icra başkanlığına getirdiği kişilerin
%20si şirket dışından istihdam edilmiş (şirket içinden yetişenlere nazaran
genelde daha kötü performans gösterdikleri bilinmesine rağmen). 2007 yılında
işten ayrılananlar ele alındığında, içten yetişenlerle dışardan işe alınanlar
arasındaki performans farkı özellikle Kuzey Amerikan şirketlerinde hayli geniş
olmuş. Toplam hissedar getirisi baz alındığında, içerdekiler sektörden %3 daha
iyi performans gösterirken, dışardakilerin performansı sektörün %1,4 altında
kalmış. Avrupada bu oranlar sırasıyla +%2,8 ve +%0,7. 2007 yılında işten
ayrılananlar ele alındığında, dışardan istihdam edilen icra başkanlarının ömrü
4,8 yıl iken, içerden yetişenlerin ömrü 6,4 yıl.
Yönetim
kurulları yeni icra başkanı atamada gittikçe daha becerili olmaya başladılar,
ancak iyileştirmelere açık alan çok. İcra başkanının performansıyla işten
çıkarılma nedenleri arasındaki düşük bağıntı, icra başkanı ile yönetim kurulu
başkanının aynı kişi olma kültürünün (özellikle Kuzey Amerikada) hâlâ baskın
olması ve şirket dışından atamaların bütün hızıyla devam etmesi şirketlerin bu
konuda daha yolun yarısında olduğunu gösteriyor.
Booz & Co.nun
konu hakkında dört önerisi var:
· Şirketin gelecek lider yetiştirme yöntemleri geliştirmesi,
· Hem içerden yetişenler hem de dışardan istihdam edilenlerin kuvvetli özelliklerine sahip olan liderler aranması,
· Potansiyel liderlere değişim yönetimi konusunda deneyim kazandırılması ve
· İcra başkanı değişikliği için hazırlık yapılması.
Umarız biz de ülkemizde haklarında bu tür araştırmaları yapacak olgunlukta
şirketlerin sayısını artırabilir; şeffaflığın, hissedar değerine önem vermenin
ve hesap verebilirliğin şirketlerimizin aleyhine değil lehine işlediğinin
tartışmamız kabul edildiği bir kültürün yeşermesinde üzerimize düşenleri yapma
yolunda taviz vermeden yürümeye devam edebiliriz.