VOB VİZYONU
Ali Perşembe
21 Haziran 2008,
Dünya Gazetesi
Dünya eşik altı konut kredileri piyasasında kullanılan aşırı kaldıraç çıtasının kırılımasının çektiği tetik ile finansal hizmetler sektöründe yaşanan ciddi kredi krizinin yaralarını daha sarmaya bile başlamamışken, yerkürenin her tarafındaki vadeli işlemler borsalarında 2007 yılı boyunca devam eden işlem hacmi patlaması bütün cesametiyle bu yıl da devam ediyor. Asya, Güney Amerika ve Orta Doğuda yeni fırsatlar yaratılıyor, müşteri fonları borsalara akmaya devam ediyor ve özellikle emtia sektörü büyük ilgi çekiyor. Dünyayı saran krizin yarattığı fırtına bu borsaların bayraklarını dalgalandırmaktan başka bir şey yapmıyor.
Dünyanın en büyük 30 vadeli işlem borsasının yılın ilk üç ayında büyüme oranı (işlem hacmi bazında), geçen yılın ilk üç ayı ile karşılaştırıldığında ortalama %54. En büyük borsa (CME Group) %29 büyürken, Hindistan %65, Dalian (Çin) %240, Zhengzhou (Çin) %330, Rusya %120, Güney Afrika %95 büyümüşler. Büyüme bizde de yabana atılır cinsten değil. Geçen yılın ilk beş ayı ile karşılaştırıldığında, yılın ilk beş ayında, VOBun işlem hacmi (sözleşme bazında) %279, açık pozisyon sayısı %40, müşteri hesap sayısı ise %94 arttı.
Ne var ki, krizin vadeli işlemler endüstrisine hiç dokunmadığını da söylemek tam doğru değil. Bear Stearns gibi küresel bir yatırım bankasının ani batışı ve hisselerinin JP Morgan Chasee 10 dolar gibi ucuz bir fiyattan satılması; Amaranth, MotherRock ve RV Capital gibi hedge fonlarının çöküşü; dünyanın en büyük aracı kurumlarından MF Global ve en büyük bankalarından Societe Generaledeki kerata traderların yol açtığı zararlar müşterilerin risk algılamasını hayli değiştirdi. Öte yandan, bazı uzun vadeli trendler sektörde yeni şekillenmelere yol açmaya devam ediyor. Borsalar ve aracı kurumlar stratejik ortaklıklar, konsolidasyonlar ve birleşmeler oluştururken varlık yöneticileri gittikçe daha sofistike hale gelerek bir yandan türev ürünler üzerinde daha büyük talep yaratırken diğer yandan da aracı kurumları farklı varlık sınıfları üzerinde daha etkin uzmanlıklar yaratmaya itiyorlar. Başta bankalar olmak üzere, tüm sektör kurumları vadeli işlemler departmanlarını sabit getirili menkul kıymetler ve hisse senetleri departmanlarından ayrı bir ünite olarak oluşturmaya başladılar.
Bu trendlerin sonucunda sektörün kapsam ve büyüklük açısından önde gidenlere doğru kayışı bütün hızıyla devam edecek. Özellikle borsalar arenasında durmaksızın devam eden birleşme ve satın almalar ortaya muhteşem işlem hacimlerini yöneten devasa örgütler yaratıyor. Borsalar bünyelerine takas örgütlerini de katıyorlar. Birleşmeler sadece borsalar arasında ve aracı kurumlar arasında değil düzenleyici otoriteler arasında bile konuşulmaya başlandı. Örneğin, 31 Martta Hazine Bakanlığı tarafından hazırlanan tasarıda A.B.D.de vadeli işlemler piyasasını düzenleyen CFTC (Commodity Futures Trading Commission) ve sermaye piyasalarını düzenleyen SECin (Securities Exchange Commission) aynı çatı altında birleştirilmesi de gündeme geldi. Bu bizde de SPK ve BDDK bağlamında bir örnek teşkil edebilir. Avrupa ve Amerikada, krizin yarattığı yüksek risk duyarlılığı ortamında düzenleyici otoriteler şeffaflığı artırıcı, piyasalara yerli yabancı herkesin kolay ve ucuz ulaşımını destekleyen ve özellikle takas örgütleri tarafından yürütülen teminatlandırma işlemlerini daha etkin hale getiren önlemler üzerinde çalışıyorlar.
Bu trendler bağlamında borsalar arası ve borsalarla tezgah üstü piyasalar arası rekabetin dayanılmaz boyutlara ulaşacağı kaçınılmaz. Önümüzde bu manzara varken, VOBun eğer sadece yerel değil, aynı zamanda küresel bir oyuncu olmak istiyorsa uzun vadeli stratejisini çok iyi çizmesi gerekiyor. Başta yapılması gerekeni zaten herkes biliyor. Bugün küresel sektörde işlem gören (yıllık) 17+ milyar sözleşmelik (neredeyse 2 katrilyon dolar) işlem hacminin dörtte biri faiz oranına dayalı ürünlerde gerçekleşiyor. VOBda bu rakam sıfır. Yine 2 katrilyon doların %30u bireysel vadeli hisse senetlerinde (single stock futures) gerçekleşiyor. Teknik veya değil, çeşitli nedenlerle bu ürünler daha VOBda kullanıma açılamadı. Sadece pamuk ve buğday değil, ülkemizin dominant olarak ürettiği, ticaretini yaptığı veya trafiğine hakim olduğu diğer emtiaların da artık hayata geçirilmesi için geç kalınıyor. VOBun mevcut başarısının ana unsuru olan endeks sözleşmesinin uzak aylarında işlem hacmi yaratılamıyor ve bu da kurumsal yatırımcıların, yabancıların ve arbitrajörlerin piyasa gelmesini olumsuz etkiliyor. Bana kalırsa, bütün bu yapılacak işler işinde en önemlisi, VOBun yerel mi küresel mi olup olmayacağına bir an önce karar verip doğru vizyonu üretmesi. Eğer bu vizyon içinde rakipleriyle birleşerek gittikçe daha büyük ve güçlü hale gelen küresel oyuncularla ister birleşme, ister ortaklık, ister başka türlü formlarda olsun, stratejik ortaklıklar kurulması olmayacaksa VOBun kendi sınırlarımız içinde bir fındık iki fındık oldu diye %100 büyümelerle avunarak yerel oyuncu olarak kalması kaçınılmaz olacak.