PETROL BALONU ŞİŞMEYE DEVAM EDECEK Mİ?

Ali Perşembe
7 Haziran
2008, Dünya Gazetesi

 

İngiliz Daily Telegraph gazetesi yazarlarından Ambrose Evans-Pitchard geçtiğimiz hafta sonu yayımlanan makalesinde dünya enerji fiyatlarında yavaş yavaş tahammül sınırına gelindiğini ve bunun da sonun da köpüğü patlatacağını iddia ediyor.  Bu iddiasını, Asya ve Orta Doğu ülkelerinin yakıt ve enerji fiyatları üzerinde uyguladıkları kontrolleri artık yavaş yavaş terk etmek zorunda kaldıkları ve dolayısıyla tüketicilerin küresel olarak petrolün gerçek piyasa maliyetiyle karşı karşıya bırakıldığı gerçeğine dayandırıyor.  Bu gerçeğin acısı zaten küresel talepte oluşmaya başlayan duralamada görülüyor.  Sonuç, petrol fiyatlarında bir gerilemenin başlaması olarak ortaya çıkabilir.

Afrika’nın en kalabalık ülkesi Mısır Kahire’deki protestolara rağmen petrol fiyatlarında %40 zam yaptı.  Sri Lanka hafta sonu dizel ve benzin fiyatlarını %25 yükseltti.  Ticaret ve bütçe açığı tehlikeli seviyelere yüz tutmuş Hindistan’ın da başka çaresi yokmuş gibi gözüküyor.  Endonezya da mali disiplinden ödün vermemek için %33 zamma gitti.  Tayvan’da zammın oranı %20.  Malezya tüm sübvansiyonları kaldırmak üzere.  Çin bu dürtüye şimdiye kadar karşı durabildi ama daha ne kadar dayanır şüpheli.  Analistler olimpiyatlardan sonra zam furyasının başlayacağı görüşünde.

Petrol fiyatlarının oluştuğu iki merkezde (New York’ta NYMEX borsası ve Londra’da ICE Borsası) heyecan durulmaya başladı.  Petrol fiyatları geçen hafta gördüğü 135 dolar zirvesinden 5 dolar aşağı kaydı.  Hedge fonlar kâr satışlarını başlattılar, ancak Mart ayınden beri %30 yükselen piyasanın ateşinin söndüğünü söylemek için hâlâ biraz erken.  Ne var ki, özellikle hedge fonlarının gözdesi olan altın, sanayi metalleri ve mısır (petrol yedeği bir bioyakıt) fiyatlarının geçen hafta çakılmaları yatırımcıların emtialar arasındaki bu bağlantı hakkında yavaş yavaş şüpheci davranmaya başladıklarını göstertiyor.

A.B.D., İngiltere ve Avrupa’dan gelen ekonomik veriler, hızla düşürülen faiz oranlarının Amerikan ekonomisinde hızlı bir ayağa kalkış senaryosuna oynayanların sayısını iyice düşürdü.  Amerikalıların Mart ayında yollarda katettikleri kilometre tarihin en büyük düşüşünü gösterdi.  Avrupa’nın zengin ülkelerinde petrol kullanımı zaten iki yıldır azalıyor.

Bugün dünya ülkelerinin yarısında yakıt fiyatları üzerinde bir türlü sübvansiyon var.  Venezuela’da petrolun litre fiyatı 5 cent.  Bu fiyat Saudi Arabistan’ta 12 cent, Çin’de 64 cent, A.B.D.’de 1 dolar. Meksika, İran, Orta Asya ve Körfez ülkelerinde de okkalı sübvansiyonlar var. Halbuki İngiltere petrolü litresi 2,16’dan kullanıyor.  Bizim ne kazık yediğimiz ise malumünüz.  Sübvansiyonları bariz bir etkisi de sorumsuzca enerji kullanımı.  Ama parti artık bitiyor.  Özellikle kırılgan mali portreleri olan hükümetler pek yakında sübvansiyonları kaldırmak zorunda kalacaklar.  Boğa piyasanın üzerine inşa olduğu Çin ve Körfez ülkeleri gibi blokların sayısı gittikçe daralıyor.  Stokların günde 600.000 varil arttığı bir dönemde enerji balonunun daha ne kadar şişmeye devam edeceği artık sorgulanıyor.

Lehman Brothers’ın tahminine göre yılın ikinci çeyreğinde küresel arz 86,2 milyon varil olacakken, talep 85,6 milyon varile gerileyecek.  Brezilya, Azerbeycan, Kazakistan ve Sudan’dan yeni petrol gelmeye başlayınca stok fazlası günde 1 milyon varile çıkacak.  A.B.D. Enerji Bilgi Ajansı, Amerikan üretiminin kışa doğru günde 400.000 varili bulacağını söylüyor.

Öte yandan, düzenleyici otoriteler türev piyasalarda olup bitenleri yakından izliyorlar.  NYMEX aylardır CFTC (Vadeli Emtia İşlemleri Komisyonu) tarafından gözetleniyor.  Fiyatların bu kadar süratli ve tek yönlü hareket etmesi kanun yapıcıları işkillendiriyor.  Bir açık bulsalar ortalık toz duman olacak.  Avrupa ve A.B.D.’de pek yakında borsalar ve hedge fonlar üzerine yeni yaptırım ve/veya kısıtlamalar gelirse şaşırmamak gerek.  Aynı olayları 1980’lerde COMEX’te (Hunt biraderler ve gümüş piyasası) ve 1990’larda soya CBOT’de (Ferruzi ailesi ve soya fasulyesi) yaşadık.  Elbette CFTC gibi otoritelerin elinde ne kadar güç olduğu da sorgulanabilir.  Bugünlerde piyasadaki ana oyuncular, emeklilik fonları ve emtia endeksi fonlarında (yatırım fonları) uzun vadeli sözleşmelerde pozisyon inşa eden yatırımcılar.  Bu fonların değerlerinin 250 milyar doları bulduğu söyleniyor.  Bu fonların varlığı önümüzdeki beş veya on yıl içinde petrol fiyatlarına destek vererek yeni kazıların finasmanını da cesaretlendiriyor ve kolaylaştırıyor.  Yüksek fiyatların arzı artıracağını söylerken herhalde bu yukarı trendin ne kadar devam edeceğini sorgulamak da doğal olacaktır.

Son bir veri daha!  Dünya ülkelerinin petrol harcamaları GSMH’lerinin %7’sini geçti.  Bu orana en son 1980’lerde gelmiştik ve daha sonraki yıllarda petrol fiyatlarının 10 doların altına düştüğüne tanık olduk.  Petrol elbette bir daha asla o seviyeleri görmeyecek ama 1985-2000 yılları arasında bu oranın hep %2 civarında kalmış olduğunu da unutmamak gerek.