KURUMSAL YÖNETİMDEN NOTLAR
Ali Perşembe
5 Ocak 2008,
Dünya Gazetesi
YENİ CEONUN BELİRLENMESİ VE İŞE ALINMASINDA YAPILAN BEŞ ANA YANLIŞ:
Thomson Financialın 2007 sonlarına doğru bitirdiği bir araştırmanın sonuçlarına göre, işten ayrılan veya emekli olan CEOnun yerine geçecek kişinin belirlenmesi sürecinde yapılan en büyük yanlış, sürece yönetim kurulunun tamamının dahil edilmemesi. Araştırmaya katılan 60 direktör ve kurumsal yönetim uzmanının %47si bu görüş birliğinde. Katılanların %38i yeni CEO atama sürecinin bir komite işlevi olarak belirlendiğini ifade etmişler.
Araştırma sonuçlarına göre, yapılan ikinci büyük yanlış ise konunun ancak yumurta kapıya gelince ele alınması, yâni yeni CEOnun belirlenmesi sürecinin daha önceden bir plân ve programa bağlanmamış olması (araştırmaya katılanların %43ü bu görüşte olmuşlar).
Araştırmanın belirlediği diğer üç yanlış ise şöyle sıralanıyor:
· Daha önceden bir iç adaylar havuzunun oluşturulmamış olması,
· Mevcut CEOnun ayrılış nedenleri ile yeni gelecek CEOdan neler beklenildiğinin şirket içinde ve dışında iyi anlatılamamış olması,
· Bu beklentilere tam uyan kişinin seçilmemiş olması.
Araştırmaya katılanların hemen hemen hepsi, yeni CEOnun belirlenmesi ve işe alınması sürecinde yönetim kurulunun önüne çıkan en büyük zorluğun ise o kurumsal kültür elbisesine en iyi uyan adayın bulunması olduğunu ifade etmişler.
BAĞIMSIZ YÖNETİM KURULU ÜYELERİ
ABDde Sarbanes Oxley yasasının hayata geçmesi ve uygulama sürecinde büyük rol oynayan ve özellikle yönetim kurulu adaylarının belirlenmesinde tüm pay sahiplerinin daha fazla söz sahibi olabilmeleri için büyük gayret göstermiş SEC direktörlerinden biri olan (artık ayrıldı) Roel C. Campos, kurumsal yönetim ilkelerinin artık çok daha duyarlı bir şekilde uygulandığı görüşünde. Ancak daha yapılacak çok iş olduğunun da altını çiziyor. Denetim komitelerinin bağımsız yönetim kurulu üyelerinden oluşma zorunluluğunun getirilmesinin büyük bir reform, hatta bir devrim niteliğinde olduğunu ifade ediyor ama bağımsız niteliğinin şimdikinden çok daha net ve ayrıntılı bir şekilde tanımlanması gerektiğini söylüyor. Evet, bağımsız kelimesi üyenin şirket ile hiçbir ticari ilişkisi olmaması gerektiğini öngördüğünü kabul ediyor, ancak çoğu şirkette üst yönetimin bağımsız yönetim kurulu üyeleriyle bile sıkı fıkı ilişkilerde olduğu ve durumun hesap verilebilirlik alanında sıkıntılara yol açtığını da vurguluyor. Öte yandan, gerçekten bağımsız üyelerin üst yönetimle doğrudan yürütmekte oldukları ilişkilerin bağımsız olmayan üyelerde rahatsızlıklara yol açtığına da değiniyor.
CEO VE ÜST YÖNETİM KADROLARINA ÖDENEN ÜCRETLER
Yine Roel C. Campos, CEOlara ödenen ücretler konusunda büyük ilerlemeler kaydedildiğini kabul ediyor, ancak risklerin tamamen giderilmediğine dikkat çekiyor. Ona göre, bazı güzel gelişmeler var. Örneğin, bazı Amerikan şirketlerinin yönetim kurulları artık sadece CEO veya üst yönetim kadrolarına değil, onlardan ayrı olarak yönetim kurulu üyelerine hizmet eden danışmanlık şirketlerini kiralıyorlar. Bu danışmanlar özellikle ücretler konusunda önemli katkılar sağlıyorlar. SECin yeni şeffaflık düzenlemelerine göre yönetim kurulları CEO ve üst yönetim kadrolarına ödenen ücretlerin arkasında yatan mantık ve nedenleri açıklamak zorundalar. Campos, bunun şimdiye kadar pek de iyi uygulanmadığı görüşünde, ancak gelecek için umutlu. Ülkemizde de BDDK başkanımız şirketlerin ücretler konusunda daha şeffaf olabileceklerini ıfade etmişti.
YEŞİL ŞİRKETLER
Bu konu belki şimdiye kadar kurumsal yönetimden tamamen farklı bir platformda yer aldı ve hatta iş sadece yeşil (yeşil derken, çevreye duyarlı yeşillikten bahsediyorum) şirketlerin hisse senetlerine yatırım yapan yatırım fonlarının kurumsal yatırımcılara pazarlanmasına başlanmış olmasına kadar geldi. Sosyal sorumluluk ve çevre bilinci, her ülkenin kodunda iyi kurumsal yönetim ilkelerinin bir parçası oldu ama artık yeni küresel trendler konunun bir üst seviyeye doğru çıkmakta olduğuna işaret ediyorlar. Sera gazı salınımlarını azaltacak; ağaçlandırma çaılşmalarına hız verecek; geri dönüşümü olan ve geri dönüşümlü malzemeden yapılmış ürünlerin kullanımını teşvik eden; fotokopi ve yazıcı aletlerin sarfiyatını asgariye indiren; her tür enerji sarfiyatını (ısıtma, aydınlatma, soğutma, su, ampuller, vs.) azaltan ve çevre kirliliğini engelleyen; yönetim kurulu üyeleri, CEO ve üst yönetime sağlanan her türlü ulaşım ve iletişim araçlarının yukarıdaki sarfiyat ve çevresel kalemlerde optimum kullanımını sağlayan uygulamalar artık şirketlere hoş ama içi boş beş yaprak ratingi gibi madalyalar vermekten öteye, uygulanması gereken kurumsal yönetim ilkeleri listesine dahil edilmeye başlandı. Hatta bazı şirketler çevreye olan duyarlılıklarının bir ölçü ve göstergesi olarak, yönetim kurulu dahilinde bir Çevre Politikası komitesi kurmaya veya (bir kişiden oluşsa bile) sadece bu işe bakacak bir üst yönetim kadrosu bile oluşturmaya başladılar.