VOB BAŞARILI MI?
Ali Perşembe
1 Aralık 2007,
Dünya Gazetesi
Başarılıydı! 4 Temmuz 2002 tarihinde İzmir Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsasının kurulmasından iki buçuk yıl sonra, 4 Şubat 2005te faaliyete geçebilen VOB üçüncü yaşını doldurmak üzere. VOB başlangıçta yeni bir vadeli işlem borsasının başarılı bir şekilde hayata geçmesi için gereken ana koşulların çoğunu sağlayıp elinde olmayan dış etkenlerden doğru faydalanmasını becerirken bazı alanlarda da eksik kaldı. Öncelikle, yıllarca yüksek enflasyon, olumsuz ekonomik koşullar ve siyasi istikrarsızlıkla boğuşulan bir ortamın 2001 krizi sonrası hızla düzelmesinden çabuk istifade edilerek yapılandırılması yılan hikâyesine dönen türev piyasaların hemen açılması, konjonktür sorunun halledilmesi veya lehte kullanılması açısından bir başarıydı. Bu aşamaya kadar yürütülen hummalı çalışma ve işinin ehli kadro sayesinde son derece düzgün, dengeli ve tutarlı bir düzenleme ortamı da yaratıldı. Bu çok önemliydi, çünkü yasa ve düzenlemelerle örgütlenmiş bir piyasanın rahat çalışması için bu düzenlemelerin bir yandan adaleti korurken diğer yandan piyasa katılımcılarının boğazını sıkacak kadar katı konulmaması gerekir. Bunun acısını 15 Ağustos 2001de açılan ve 15 gün sonra kimsenin ismini bile hatırlayamadığı İMKB Vadeli İşlemler Piyasası örneğinde yaşadık. VOB bu alanda hayli başarılıydı çünkü piyasa ekonomisi ilkeleriyle düzenlemeler arasındaki bu ince dengeyi korumasını çok iyi bildi. Öte yandan, yine yıllarca İzmir İstanbul arasında it dalaşına benzeyen sende mi bende mi kavgasına son verilerek ülkenin tek vadeli işlem borsası olması kararlaştırılan VOB, yazılım ve altyapı sorununu da başarılı bir şekilde çözdü. Opsiyon tarafı önemli bir eksiklik olarak kalsa da başlangıç için sağlam bir teknolojik altyapı kurdu. Bu geçen 3 yıl içinde, yukarıda sıralandığı gibi, konjonktür, yasa ve düzenlemeler ve altyapı alanlarında gayet başarılı hareket eden VOBun bir vadeli işlem borsasının başarılı bir şekilde hayata geçmesi için gereken dört ana koşuldan sonuncusunda (eğitim ve tanıtım) tam anlamıyla başarı kaydettiği söylenemez. Sektör çalışanlarının SPK lisanslarını almasına yönelik eğitimler Aracı Kuruluşlar Birliği (TSPAKB) bünyesinde hummalı bir şekilde verilmeye devam ediyor ve çok sayıda sektör çalışanı lisansını aldı. Buraya kadar iyi, ancak sadece proesyonellerin eğitimi piyasada bir tek bacaklılık yaratıyor. VOB henüz hem eğitim hem de tanıtım bacağında İMKB gibi sokağa indirilemedi. Bırakın sokağa, daha aracı kurumlarda bile müşteri sorularını yanıtlayacak uzman bulunamaması gibi sorunlar hergün kulağımıza geliyor.
Borsanın faaliyete geçişinden bu yana yaklaşık üç yıl geçti. Bu zaman zarfında kaydedilen gelişim, evet, etkileyici. İşlem hacmi 2006-2007 arasında bir önceki yıla nazaran 6 kat artmış. Bu artış 2007nin ilk 10 ayında bir önceki yılın ilk on ayına nazaran 7 katını bulmuş. İMKB30 Endeksinde günde 100.000 sözleşmenin üzerinde işlem oluyor. Takribi 700 milyon YTL ile bu hacim İMKBnin işlem hacminin %40ını buldu. Sadece vadeli işlem sözleşmelerinin işlem hacmi ele alındığında (opsiyon ve diğer tür türev araçlar hariç) VOB yaklaşık 60 dünya borsası arasında 31. sıraya yükselmiş durumda. Hesap sayısı neredeyse 24.000i buldu ve her ay 1000 yeni hesap açılıyor. Evet, buraya kadar rakamlar etkileyici. VOB başarılıydı. Buraya kadar.
Artık bir fıstık iki fıstık oldu, %100 artış kaydettik, iki fıstık üç fıstık oldu, %67 artış kaydettik deme devri sona erdi. Yukarıdaki resmi biraz daha yakından inceleyelim. Endeks sözleşmesindeki başarı göz ardı edilemez, ancak bir türev piyasalar borsasındaki toplam işlem hacminin %95i sadece bir sözleşme üzerinde yoğunlaştıysa diğer tarafta nelerin yanlış gittiği sorgulanmalıdır. VOBda endeks hacmi, İMKB hacminin %40ını bulmuştur ama kaldıraç etkisinin on misli olduğu bir piyasa bugüne dek İMKByi ona katlamalıydı. VOBda Dolar sözleşmesi bile bir yıl önce ulaştığı günlük ortalamanın bu yıl yarısına inmiştir. Euro sözleşmesinde günde tek tük işlem olmaktadır. Bu boşluğu Macaristan Borsası doldurmaktadır. Macaristan Borsasında günde ortalama 2.000 Avro/YTL sözleşmesi el değiştirmektedir. Emtia sözleşmelerindeki hareketsizliğin nedeni olarak VOBun dışında kalan yapısal yetersizlikler olarak gösterilibilir, ancak bu yetersizlikler ancak VOBun da içinde bulunduğu ve hükümet seviyesinde bir girişimle ve yapısal reformlarla (ticaret odaları, devlet tarım politikası, lisanslı depolamacılık) çözülebilir. Bugün dünya fındık fiyatları Frankfurtta, pamuk fiyatları Liverpoolda belirlenmektedir. Dünyadaki her vadeli işlem borsasının en çok işlem gören sözleşmeleri konumundaki faiz oranına dayalı ürünler VOBda bir türlü hayata geçirilememiştir. Tezgâh üstü piyasalardan gelen rekabet ve inatçı sahiplenme buna mazeret olarak gösterilemez. Diğer tarafta, Hazinenin ihraç metodolojisi VOBa göre değil, VOBun sözleşmeleri Hazineye göre ayarlanmalıdır. Sözleşme tasarımından tutun da piyasanın bu tür ürünlere olan ihtiyaç hakkında bilinçlendirilmesine kadar yapılması gerekenlerin çoğu VOB tarafından görev edinilmelidir. Bir diğer uçta da altın faciası yaşanmaktadır. Türkiyede toplam altın talebi üçüncü çeyrekte 86.3 tona çıkarak yeni bir rekor kırmış ve toplam dünya talebinin %12sine ulaşmıştır. Ülkenin resmi rezervleri 116.1 tonu bulmuştur. Bu rakam toplam rezervlerin %3.4üdür. Dünya Altın Konseyi, dünya altın arz, talep ve trafik atlasında Türkiyeyi liste başına koyarken VOBa ne yerel ne de uluslararası bir talep çekilememiştir. Bizden bir yıl sonra açılan Dubai Borsası tüm Ortadoğu ve Hindistan trafiğini ele geçirmeyi başarmıştır. Bunlara ek olarak, artık globalleşme sürecinin inkâr edilemeyeceği bir ekonomik ortamda yerel piyasa oyuncularının sadece bu ülkede üretilen ürünlerin işlem gördüğü bir piyasaya değil, küresel enerji, emtia ve finansal ürünlerin de işlem gördüğü yerel bir borsaya ihtiyacı vardır. VOB yerel ürünlere bile talep çekemediği bir aşamada küresel oyuncu olmayı nasıl başaracaktır? Bugün dünya borsalaraı birbirleriyle birleşmekte, birleşmeseler bile ürünlerinde denkleme anlaşmalarına gitmektedirler. Bu sayede hem ölçek ekonomilerinden faydalanmakta hem de müthiş bir rekabet gücü yaratmaktadırlar. Hindistan ve Güney Afrika borsalarının bireysel hisse senedi türevlerinde dünya lideri konumuna geldiği günümüzde biz aylardır bir avuç hisse senedi için onay beklemekteyiz. VOB küresel bir borsa olma amacı gütmedikçe, bu amaca yönelik yapılması gerekenleri yapmadıkça, ne yaparsa yapsın küçük, rekabet gücü az ve talep çekemeyen yerel bir borsa olarak kalmaya mahkum olacaktır. Küresel borsa olmanın neler gerektirdiği ise gayet açık ve net bir listedir. Bu gisişle, biz yarın üç fıstığı dört fıstık yaparak nasıl %33 büyüdük diye böbürlenirken yanıbaşımızdaki borsaların milyonlarca fıstığı nasıl %10 artırdıklarını seyredeceğiz.