DİREKTÖRLER NE DÜŞÜNÜYOR?
Ali Perşembe
3 Kasım 2007,
Dünya Gazetesi
Açgözlü CEOlar ve bitmez tükenmez talepleri, tembel ve performans göstermeyen yönetim kurulu üyeleri, yabancı ortaklarla cebelleşme, emekliye ayrılmak mı ayrılmamak mı, bağımsız üyelerin CEOnun onayını almadan hareket etmeleri gibi konular uzun zamandır her yönetim kurulunun huzurunu bozan hassas noktalar olmuşlardır.
İki ayda bir yayınlanan Corporate Board Member dergisi ile PricewaterhouseCoopers işbirliğinde her yıl yapılan Direktörler Ne Düşünüyor? başlıklı araştırmanın altıncısının sonuçları da Kasım/Aralık sayısında yayınlandı ve A.B.D.nin en büyük 2000 halka açık şirketinden 1000in üzerinde yönetim kurulu üyesi yukarıdaki hassas konuları ele alan anketi yanıtladılar. Anketin en can alıcı bölümü üst düzey yöneticilere ödenen miktarlardı. 2006 yılında S&P 500 şirketlerinin CEOları ortalama olarak (yılda) 14,78 milyon dolar kazandılar (toplam paket olarak). A.B.D.de halka açık şirketlerin direktörlerine ödenen miktarların giderek daha ayrıntılı bir şekilde kamuya açıklanması zorunlu hale geldi. Geçen yıl, bu zorunluluğu memnuniyetle karşılayan direktörlerin oranı %88 iken bu yıl bu oran %76ya düştü.
Yine de ankete katılan direktörlerin büyük bir çoğunluğu CEOlara ödenen miktarların zıvanadan çıktığı görüşünde birleştiler. Bu yönetim kurulu üyelerinin %67si Amerikan şirketlerinin yönetim kurullarının CEOlara yapılan ödemeleri kontrol altında tutmakta güçlük çektiğini itiraf ettiler. Bu oran geçen yılın anketinde de hemen hemen aynıydı (%66). Aşırıya kaçan CEO maaşlarına bir kısıtlama getirilmesi hakkında soruları yanıtlayan yönetim kurulu üyelerinin %41i yönetim kurullarının ve aynı zamanda yönetim kurulu bünyesindeki ücret komitelerinin konu üzerine daha kararlı bir şekilde gitmelerinin gerekli olduğunu görüşünü yansıttı. %31 ise pay sahiplerinin ve özellikle kurumsal yatırımcıların bu konuda baskı kurmalarının gereğine işaret etti. Ne var ki, ankete katılan yönetim kurulu üyelerinin çoğu (%90) CEO ücretlerinin pay sahiplerinin onayına sunulmasına gerek olmadığı görüşünde birleştiler.
Direktörlerin %79u etkin bir yönetim kurulu üyeleri performans değerlendirme sürecinin kurulun başarısı için en önemli teknik olduğunu söylediler. %88 ise düzenli bir değerlendirme sürecine sahip olduklarını ifade ettiler. Bu oran 2002 anketinde sadece %33te kalmıştı. Bu da yönetim kurulunda performans değerlemesinin artık sadece bir kurallara uyum uygulaması olmakla kalmadığını gösterdi.
Yönetim kurulları artık asıl yükümlülüklerinin ne yapmaları gerektiğini iyi anlamak, bu işi iyi yapmak ve yoldaki risk ve tehlikelerden uzak durmak olduğunu iyi kavramış durumdalar. Üyelerin çoğu en zor işlerinin denetim komitesinde görev yapmak olduğunu ifade ettiler. Ankete katılanların %59una göre bir denetim komitesi toplantısınun süresi 3-4 saat oldu. Denetim komitesi toplantılarında geçen zaman üstlenilen yükümlülüklerin çapını yansıtıyor. Yansıttığı başka bir şey de yönetim kurulunun düzenleyici otoritelerden, menkul kıymet analistlerinden ve kurumsal yatırımcılardan artan bir şekilde gelen inceleme talepleriydi. En zor görevler listesinde ikinciliği ücret komitesinde yer almak aldı. Bu da ücretlerin ayrıntılı bir şekilde kanuya açıklanması zorunluluğunu yanısıtıyordu.
Anket, doğru CEOnun bulunması hususunu da ön plâna çıkardı. Yönetim kurulu üyelerinin %35i bir sonra gelecek yönetim kadroları için yapılan plânlamanın kalitesinden şikâyet etti. Bu grubun %52si de bu konunun kurul toplantılarında düzenli bir gündem maddesi olmadığını itiraf etti.
Ankette risk yönetiminin önemi de vurgulandı. Ankete katılanlar, düzenleyici otoritelerden gittikçe artan bir şekilde gelen baskılarla pay sahiplerinin yönetim kuruluna daha yoğun bir şekilde nüfuz etmelerine doğru bir gidişat olduğunu ifade ettiler.
Günümüzün risk atmosferine rağmen, anket mevcut riskin arttığına inanan direktörlerin sayısının azaldığına işaret etti. Ankete katılanların ancak %35i riskin arttığını ifade ettiler. Bu oranın en yüksek olduğu zaman 2005 yılıydı (%73).
Ankette ortaya çıkan diğer bulgular da özetle şöyleydi:
· Ankete katılan yönetim kurulu üyelerinin %32si yönetim kurullarını etkileyen en güçlü dış grubun menkul kıymet analistleri olduğu görüşünde birleştiler. Bu da belki yönetim kurullarının analistler gibi daha kısa vadeli bakış açılarına sahip olmalarına neden olabilir.
· Direktörlerin %90ı yönetim kurulu üyelerinin direktör eğitim seminerlerine katılmaları gereğinin altını çizdiler ama %40 böyle bir bütçeye sahip olmadıklarını ifade ettiler.
· Katılımcıların %42si bazı üst düzey ve saygıdeğer CEOların bir iş sözleşmesi imzalamadan görev almalarının da trend haline gelebileceği gerçeğinin altını çizdiler.
· Anket CEOların yönetim kurullarında hâlâ hatırı sayılır bir güce sahip olduklarını da ortaya çıkardı. Katılanların %56sı yönetim kurulu toplantı gündemini belirleme sorumluluğunun CEOlarda olduğunun altını çizdi. Bu görevi üstlenen icracı olmayan yönetim kurulu başkanlarının oranı %27de kaldı. %12 kıdemli üyenin gündemi onaylaması gerektiğini söylerken %1 bu görevin kurulun tamamı veya genel sekreteri tarafından yerine getirilmesi gerektiğini ifade etti.
Anket, kurumsal yönetim ilkeleri açısından yönetim kurullarının son yıllarda önemli adımlar attığını, ancak CEO ücretleri, performans göstermeyen yönetim kurulu üyeleri, yabancı ortaklar, yönetim devamlılığı, ve bağımsız üyelerin hareket kabiliyetleri gibi riskli konularda katedilecek daha çok mesafe olduğunu gün ışığına çıkardı.
Not: Bu makalede yönetim kurulu üyesi ve direktör kelimeleri aynı kişiyi ifade etmek üzere dönüşümlü olarak kullanılmıştır.