ŞİRKET ÇIKARLARI HER ZAMAN PAYDAŞ ÇIKARLARI İLE AYNI MI?


Ali Perşembe
16 Haziran 2007, Dünya Gazetesi

 

Bir önceki yazımda, medya devi Robert Murdoch’un sahibi olduğu News Corporation’un Mayıs ayı başında Wall Street Journal gazetesinin sahibi Dow Jones & Co.’yu satın almak için 5 milyar dolar teklif ettiğini, ancak bu müthiş teklifin DJ hissedarlarının büyük bir çoğunluğunu çok sevindirmesine rağmen şirket kontrolünü elinde bulunduran hakim ortak Bancroft ailesi tarafından reddedildiğini anlatmıştım.  Bir yandan bir hisse – bir oy kavramına aykırı olarak, imtiyazlı oylar sayesinde ailenin şirket sermayesinin %25’ini temsil etmesine rağmen yönetim kurulunda oy hakkının %64’üne sahip olması; öte yandan, New York Borsası’nın bağımsız üye tanımının nispeten gevşek olması nedeniyle yönetim kurulunda aile üyelerinin yer alması, ailenin bu şekilde hissedarların çoğunluğunun tercihine karşı bir karar alabilmesine izin vererek kurumsal yönetim ilkeleri bağlamında bir çelişkiye neden oluyor.

 

Yıllardır 30 ilâ 40 dolar arasında gezinen Dow Jones hisselerinin teklif sonrası 60 doların üzerine yükselmesi (Bkz. Grafik) elbette Bancroft ailesini de mutlu etti ama hem gazetenin geçmişini hem de ailenin kimliğini inceleyecek olursak teklifin reddedilmesinin arkasında geçerli nedenler olduğunu da görürüz.


 

Şirketin tarihi 1882’de başlıyor. Charles Henry Dow iki ortağı ile birlikte Wall Street’in köhne bir koridorunda başlattığı borsa bültenini birkaç yıl içinde vazgeçilmez bir finansal gazete haline getiriyor.  1902 yılında ölümünü müteakiben Bancroft ailesi şirketi 130.000 dolara satın alıyor.  Şirket bugün The Wall Street Journal gazetesinin yanı sıra Barron’s, MarketWatch, The Far Eastern Economic Review gibi finans dergilerinin ve Dow Jones haber ajansının sahibi.  Bütün dünyanın tanıdığı birçok endeksi lisanslıyor, SmartMoney dergisinin %50 ortağı ve CNBC televizyonuna içerik sağlıyor.  Başarısının arkasında, yüzyılı aşkın bir süredir editoryal dürüstlük ve güvenilirlikten asla taviz vermemiş olması yatıyor.

 

Bu itibarı elbette Bancroft ailesinin müthiş yönetimi sağlamış.  Murdoch’un teklifinden sonra şirketin piyasa değeri 4.5 milyar dolara fırladı ama ailenin hem paraya ihtiyacı yok hem de parayla motive olmayacak kadar köklü ve kültürlü bir soyu temsil ediyorlar.  Boston’un elit tabakasını oluşturan sülalede medya baronları, öğretmenler, sürat motoru yarışçıları, çiftçiler, tam zamanlı hayırseverler, mankenler, avukatlar, sanatçılar var.  Teklifi reddederken hissedarlarının büyük bir kısmını kızdıracaklarını biliyorlardı, ancak bu kararlarının arkasında şirketin kontrolünü kaybetmeme hırsı değil gazetenin o yüzyıllık editoryal dürüstlük, bütünlük, bağımsızlık ve güvenirliliğini kaptırmama endişesi yatıyor.

 

Her ne kadar Murdoch bu endişenin yersiz olduğunu ve gazetenin editoryal bağımsızlığını koruyacak her türlü garantiyi vereceğini söylese de (“eninde sonunda ben de bir gazeteciyim,”) geçmişi o kadar parlak değil.  1981 yılında Londra’da Times’ı satın aldığında da aynı şeyi söylemişti ama daha bir yıl geçmeden takıştığı editörlere kapıyı göstermişti.  Aile bu duruşunda yalnız değil.  Bağımsızlığın yitirileceği endişesine hem tüm editörler hem de hissedarların bir kısmı da sahip.

 

Ne var ki, günün rekabet koşullarında şirketin üzerinde büyük baskılar olduğu da aşikâr.  En büyük rakip Reuters, Thomson Corporation ile 17.2 milyar dolarlık bir birleşmeye imza attı.  Reklâm pastası küçülüyor, tirajlar azalıyor ve teknolojik gelişmeler piyasada yeni oyuncuların piyasa payından tırtıkladıkları parçaların gittikçe büyümesine neden oluyor.  Öte yandan, birçok hissedar Murdoch’la birlikte daha güçlü ve daha küresel bir oyuncu haline gelecek olan bir şirketin hissedarı olmayı yeğliyor.

 

Bancroft ailesi şimdilik bu baskılar altında daha önceki duruşunu değiştirerek en azından Murdoch’la “görüşmeyi” kabul etti.  Murdoch, özerk ve bağımsız bir editoryal yönetim kurulu oluşturmasını teklif edecek ve büyük bir olasılıkla kurula Bancroft ailesinden de bir üyenin girmesine izin verecek ama aile oy kontrolünün hâlâ kendisinde kalmasında ısrarcı.  Murdoch haklı olarak “ben bu şirkete 5 milyar dolar sayıyorum; bir yandan hisselerinizi fahiş fiyata satıp bir yandan da oy haklarınızı koruyamazsınız,” diye haykırıyor.

 

Aile hem editoryal bağımsızlığı hem de hissedarların çıkarlarını korumak için formül arayışında ama anlaşıldığı kadarıyla bugüne kadar ortaya bir çözüm çıkmadı.  Görüşmelerin nasıl sonuçlanacağı meçhul ancak uzmanlar şirketin statükoyu daha uzun süre koruyamayacağı görüşü üzerinde birleşiyorlar.  Aile Murdoch ile görüşmeye razı olarak başka olası alıcılara da göz kırpmış oldu ama Murdoch’un teklif ettiği müthiş rakam önlerini tıkıyor.  Finansal analistler bu rakamın finansal gerçeklerin değil Murdoch’un küresel bir imparatorluk yaratma stratejisinin bedeli olduğunu belirtiyorlar.  Bu koşullarda, General Electric, Microsoft ve Pearson (Financial Times’ın sahibi) gibi şirketle daha önceden ilgilenmiş alıcı adayları kakafoniden uzak duracaklarmış gibi gözüküyor.  Bu durumda, Dow Jones ve Bancroft ailesinin önündeki seçenekler pek de fazla değil.