ALTIN ve GÜMÜŞ PARILDAMAYA DEVAM EDECEKLER Mİ?


Ali Perşembe
5 Mayıs 2007, Dünya Gazetesi

 

Altın ve gümüş tarih boyunca para yerine geçti ama 1973 yılında döviz kurlarının serbestçe dalgalanmasının yolunu kapatan Bretton Woods anlaşmasının feshedilmesinden sonra her iki metal de parıltısını yitirdi.  1970’lerde fırlayan enflasyon oranlarının ve 1980’de Teksas’lı Hunt biraderlerin gümüş piyasasını manipüle etmelerinin etkileriyle şahit olduğumuz iki sıçrama haricinde, değerli metaller yatırımcısını hep üzdü. 

Bu resim, Greenspan’in bir dizi faiz düşürme operasyonuyla 2002’de A.B.D. ekonomisinin resesyondan çıkması sonucunda değişti.  11 Eylül ertesi ekonominin canlandırılması için düşük tutulan faiz oranlarıyla birlikte dolar da hızla değer yitirdi.  Buna artan terorist eylemler, yükselen emlâk fiyatları ve patlayan enerji maliyetleri de eklenince değerli metallerin yıldızı tekrar parlamaya başladı.  2006 başından beri Dow %22 yükselirken altın %32 değer kazandı ama 1999 yılında bir Dow sepetiyle 40 ons altın alabiliyorken bugün aynı sepet ancak 20 ons altına tekabül ediyor. 

Altının yıldızının parlamasının arkasındaki en büyük nedenlerden biri de global piyasalardaki yüksek likidite oldu.  Her ne kadar yatırımcılar altını geleneksel olarak güvenli liman olarak satın alıyor olsalar da bugün altının alıcıları hedge fonlar ve borsalarda işlem gören yatırım fonları.  Bu fonlar altınla itfa edilmiyorlar ama piyasa yapıcılarının gerçek altın varlıklarını temsil ettiklerinden dolayı piyasada bir arz sıkıntısı yaratıyorlar.  Sonuçta madenciler de yeni rezerv arayışı içine giriyorlar.  Ne var ki, talebin yapısı da artık değişti.  Eskiden üretilip kullanılan altın ve gümüşün piyasaya geri dönme olasılığı yüksekken, bugün bu koşullar değişti. Mücevherat olarak tüketilen altın ve gümüş eritilip tekrar piasaya dönebilir ama teknolojik gelişmeler artık buna izin vermeyecek endüstriyel kullanım alanları yarattı.  Örneğin, oto emisyonlarını azaltmak için kulanılan platinin tekrar kullanılma olanağı çok az.  Bilgisayarlarda, cep telefonlarında ve diğer elektronik cihazlarda kullanılan altın ve gümüş hiç geri dönmüyor.  

Bu yapısal arz açığı özellikle gümüşte göze çarpıyor.  Gümüş, yüksek iletkenliği dolayısıyla, elektronik sektöründe, antibiyotik özelliği dolayısıyla yara bantlarında, gıda paketlemesinde ve anti-bakteriyal giyimde de kulanılıyor.  Değerli metaller kompleksinde en yüksek artış potansiyeline gümüş sahip.  Üretim ve tüketim arasında gittikçe açılan makas büyük bir patlamaya neden olabilir.  Uzun vadeli tahminler 30 dolarları hedef olarak göstermeye başladı bile. 

Altın ve gümüş fiyatlarının doların değeriyle ters orantılı olduğunu biliyoruz.  Doların durumu ortada.  A.B.D. ekonomisinin çifte açıklarla başı belâda, Orta Doğu kaynıyor ve enrji maliyetlerinde radikal bir azalış beklenmiyor.  1.36’ları deviren doları Euro’ya karşı bir iki sene sonra çok daha zayıf bir konumda görebiliriz.  Bazı analistler bunu kaçınılmaz olarak görüyorlar. 

Merkez bankalarının altın satışları da piyasayı eskisi gibi etkilemiyor.  Mart ve Nisan aylarında Avrupa merkez bankaları 76 ton altın sattılar.  Bu yıl satışların toplamı 196 tonu buldu.  Buna rağmen altın öksürmedi bile.  Her ne kadar kesinleşmemiş olsa bile, IMF de finansman gereksinimi için rezervlerinin sekizde birini satmayı düşünüyor.  IMF’nin Mart sonu itibariyle değeri 68 milyar doları bulan 103 milyon ons altını var.  Eğer karşı çıkanar ağır basarsa bu satış gerçekleşmeyecek. 

Öte yandan, Çin mucizesi de devam ediyor.  Çin artık dünyanın üçüncü büyük altın tüketicisi oldu.  Geçen yıl Çin’de satılan altın ve mücevheratın değeri 140 milyar Yuan idi. 

Altın ve gümüşün albenisi analistlerin heyecanını da gıdıklamaktan geri kalmıyor.  Barron’s dergisi A.B.D.’nin önde gelen portföy yöneticileri ile yaptığı görüşmelerin ardından portföy varlıklarının %5 ilâ %10 oranında altın ve gümüşle çeşitlendirildiğini söylüyor.  Bazı daha heyecanlı Forbes muhabirleri ve Merrill Lynch analistleri ise sarı metalin önümüzdeki 5 yıl içinde 1500 dolarları görebileceğini öngörüyorlar. 

Ayağı yere daha sağlam basan analistler de kuvvetli global büyüme potansiyeli ve enflasyon tehdidi karşısında ana ve dominant trendin yukarı olduğu görüşünde birleşiyorlar ama orta vadeli bir düzeltme olasılığını da silip atmıyorlar. 

690-700 dolar arasında kuvvetli direnç var.  Muhafazakâr yatırımcılar bu dirence oynayıp satış yaparak daha sonraki 700 dolar kırışına pozisyon tutmak için alım yapmak üzere bir gevşeyiş bekleyebilirler.  Yılın geri kalan bölümünde 2006 yılı en yüksekleri olan 720 dolar civarının hedef alınarak test edileceği, ancak daha sonra bir düzeltme olasılığının yüksek olduğu söyleniyor.  550 dolar seviyesi artık son derece kuvvetli bir baraj olarak görülüyor ve olası bir orta vadeli düzeltmenin 640-650 dolar seviyelerinde tutunup temel oluşturması halinde 800+ dolarlara gidecek bir ralli için kuvvetli bir baz oluşturulacağı en olası senaryo.  2008 yılı için 800 dolarları konuşmak kimsenin acayibine gitmiyor.  Gümüş piyasası ise daha volatil.  Şimdilik beklenen, 15 dolar seviyelerinin biraz üzerinin test edilmesinden sonra 11 dolara kadar deavm edebilecek orta vadeli bir düzeltme olasılığı gündemde ama çoğunluk gümüşteki potansiyelin altından daha fazla olduğu görüşünde birleşiyor. 

Karşıt taraftaki görüşler ise likidite üzerinde odaklanıyor.  Altın ve gümüşün yıldızını parlatan global likiditenin aynı bollukta devam edeceği şüpheli.  Yavaş yavaş baş gösteren global enflasyon tehdidi, tökezlemeye devam eden A.B.D. konut piyasası ve banka kredilerinde işaretlerini görmeye başladığımız daralma likiditeyi olumsuz etkileyebilir.  Para pahalanınca portföylerdeki altın varlıklarının oranının düşmesi en doğal harekettir.  Evet, değerli metaller tarih boyunca güvenli liman olarak algılanmışlardır ama geçtiğimiz Şubat ve Mart aylarında gördüğümüz gibi Yen’deki carry ticaretin sebebiyet verdiği hisse senedi satışlarında değerli metallerin güvenli liman rolünü oynayabilip oynayamayacakları sorgulanmıştı.