HİNDİSTAN'DAN DERSLER
Ali Perşembe
4 Nisan 2007,
Dünya Gazetesi
Hindistanda türev ürünlerin tarihi bir asırdan daha fazla bir süre önce başladı. A.B.D.de Chicago Board of Tradein (CBOT) açılmasından on yıl, New York Pamuk Borsasının açılmasından beş yıl sonra, 1875 yılında Bombayda Vadeli Pamuk Borsası açıldı. O zamanlar pamuk en önemli emtiaydı. Mısırda (1861), İngilterede (1882) ve Fransada (1882) da pamuk borsaları açılmıştı. Hindistan ise türev piyasasına yeni ürünler eklemeye devam ediyordu (1900de yağlı tohumlar, 1920de altın, vs.). 1900lü yılların başında Hindistan dünyanın en büyük türev piyasalarından birine sahipti.
Bombay Borsasının açılışından 70 yıl sonra hükümet politikası değişti. İkinci Dünya Savaşı esnasında pamuk opsiyonları, yağlı tohumlar, tahıllar, baharatlar ve şeker üzerine yapılan forward işlemler yasaklandı. 1952de çıkan Forward Sözleşmeler Yasası tüm emtia opsiyonlarının ve nakit uzlaşma mekanizmasının sonu oldu. 1960lardaki kuraklık ve Çin sınırındaki çatışmaların ortasında çiftçiler forward yükümlülüklerini yerine getiremediler ve sonuçta her türlü vadeli işlem yasaklandı. Hükümet için vadeli işlem demek, spekülasyon, fahiş fiyatlar ve kıtlık demekti.
Yasaklar elbette piyasanın ihtiyacı olan bir mekanizmayı tamamen ortadan kaldıramadı. Yer altında yasadışı işlemler yapılmaya devam etti ama büyüme sekteye uğramıştı bir kere. 1970lerde bazı yasaklar kalktı ama bu yarım elma gönül alma hamlesi piyasaya likidite sağlayamadı. Nihayet hükümetin aklı başına geldi ve 2000 ilâ 2002 yılları arasında her türlü yasak tarihe karıştı. Endeks ve bireysel hisse senetleri üzerine vadeli işlem ve opsiyonlar 2001de hayata geçti.
1994 yılında açılan Hindistan Ulusal Menkul Kıymetler Borsası (NSE) finansal türev ürünlerin organize borsalarda işlem görmeleri için öncülük yaptı ama ülkenin diğer büyük ve geçmişi daha eski olan Bombay Borsası (BSE) buna karşı çıktı. Onlar için halihazırda yürürlükte olan ve badla ismi verilen, bir haftalık bir uzlaşma süresi olan ancak yatırımcıların net pozisyonlarını isterlerse teslimata girmeden aylarca yuvarlayacakları bir mekanizma yeterliydi. Ne var ki, zamana ayak uydurmakta ayak süreyen BSE bu yarıştan zararlı çıktı. 2001 yılında badla mekanizması tarihe karıştı ve NSE endeks sözleşmeleri devreye girdi. Endeks sözleşmelerinin başarısını iyi etüt eden NSE ardından hemen bireysel hisse senetleri üzerinde vadeli işlemleri başlattı. Bugün NSEde 120 kadar hisse senedi üzerinde vadeli ve opsiyon işlemleri yapılabiliyor. Bu sözleşmeler nakdi uzlaşmayla sonuçlandırılıyor. Bu sayede NSE, sözleşme sayısı bazında dünyanın en büyük sekizinci borsası haline geldi. Aslında, vadeli bireysel hisse senetleri işlemleri baz alındığında NSE bugün dünya sıralamasında birinci sırada. Bu işlemlerin değeri yılda 200 milyar doları buldu. Büyüme oranı her yıl %50 civarında.
130 yıllık vadeli işlem tarihinin 40 yılını yasaklar altında geçiren ve dört buçuk yılda dünya birinciliğine yükselen Hindistanın bu başarı hikâyesinin ardında bir çok unsur yatıyor. Öncelikle, Hindistan ekonomisinin 1996 yılından bu yana yılda ortalama %6.25 büyümüş olması dikkat çekiyor. Dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında bu oran Çinden sonra ikinici sırada. Makroekonomik temellerin iyileşmesi, beceri ve eğitim seviyesi yüksek bir iş gücü stoğu ve dünya ekonomisiyle iyi entegrasyon bu ekonomik mucizeyi gerçekleştirdi. Hindistanın ülke derecelendirmesi bugün yatırım yapılabilir kategorisinde.
Bu olumlu dinamikler elbette sermaye piyasasına da yansıyor. Hindistanın hisse senedi piyasası 2003ten bu yana beşe katladı. 2003-2006 arasında bono ve hisse senedi piyasalarına dışarıdan 35 milyar dolar aktı. 2006 Mayısında dünyanın tüm borsaları çalkalanıp portföy değerleri 6 trilyon dolarlık bir erimeye şahit olurken Hindistan hıçkırmadı bile.
1990lı yılların ortalarına kadar ülkenin sermaye piyasaları tam bir üçüncü dünya manzarası çiziyordu. Ancak iletişim, kurumsal yönetim ve entegrasyon alanlarında yapılan iyileştirmeler sermaye piyasalarını dünyanın en büyükleri arasına soktu. Bugün Hindistanda borsalara kote 5600 şirket var. Bu müthiş büyüme trendinin kaynağı, perakende yatırımcılar, büyük ve küçük özel sektör şirketleri ve KİTlerden gelen talep. Ancak JP Morgan Chase gibi yabancı aracılar da ülkedeki mevcudiyetlerini güçlendiriyorlar. Türev ürünlerdeki çeşitlilik de artış trendinde.
Bu aşamada finansal türev ürünler tamamen hisse senetleri ve endekslerden oluşuyor. NSE 2003 yılında aynı bizdeki gibi faiz oranına dayalı vadeli ürünler geliştirip işlem açtı ama yine aynı bizdeki gibi tasarım sorunları bu piyasayı ölü doğurdu. Öte yandan, ülkede 24 emtia borsası da faaliyette.
Ülkenin türev piyasaları iki düzenleyici otorite tarafından gözetilmekte. Finansal türevler, bizim SPKmızın muadili olan SEBI tarafından düzenleniyor. Emtia türevlerini ise Forward Piyasalar Komisyonu (FMC) düzenliyor. SEBInin alanına NSE ve BSE giriyor ama bugün finansal türevlerin hemen hemen tamamı NSEde gerçekleşiyor. 24 yerel emtia borsasının faaliyette olduğu ülkede devlet politikası bu faaliyetleri ulusal borsalar çatısı altında birleştirmek. Dolayısıyla, FMC üç büyük emtia borsasına lisans vermiş durumda. İşlemlerin %98i de zaten bu üç borsada gerçekleşiyor. Uzlaşma ve lisanslı depolama mekanizmaları da hayli gelişmiş.
Kırk yılını yasaklar altında geçirmiş bir ülkenin türev piyasalarının on yılda böyle bir başarıya imza atmasının ardındaki nedenler doğru ve yanlışlarıyla bir ders niteliğinde. Ülkemizde VOBun etkin ve pratik yasal ve düzenlemeler, vergi kolaylığı, elektronik ve uzaktan erişim, küçük ebatlı sözleşmeler, nakdi uzlaşma gibi alanlarda küresel trend ve gelişmelere uydurmuş olması doğru yolda olduğumuzun kanıtı. Bundan sonraki adımlar arasında, SPKda onay bekleyen vadeli bireysel hisse senedi sözleşmelerinin bir an önce işleme açılmaları; tüm sözleşmelerde en küçük fiyat adımlarının optimum ufaklığa indirilmesi; başlangıç teminatı oranlarının daha cazip seviyelere düşürülmesi; faiz oranına dayalı finansal ürünlerle emtia türevlerinin sözleşmelerinde yaşanan tasarım ve piyasa meknizması sorunlarının giderilerek bu sözleşmelere işlerlik kazandırılması; borsa vizyonunun perspektifini biraz daha geniş açıya yayarak uluslararası borsalarla çeşitli işbirliği formülleri aranması ve dolayısıyla hem iç hem de dış ürünlerden oluşan yeni sözleşmelerin devreye sokulması; ve etkin eğitim ve tanıtım faaliyetleri ile borsanın kısıtlı bir zümrenin tekeline bırakılmadan sokağa kadar indirilmesi sayılmalı.