HİSSE SENEDİ ALMAK
Ali Perşembe
5 Ağustos 2006,
Dünya Gazetesi
Hisse senedi almaktan hisse senedi almaya fark var. Yatırım veya bireysel emeklilik fonu alarak dolaylı olarak hisse senedi sahibi olabilirsiniz. Çocuklarınız veya emekliliğiniz için hisse senedi alıp bir kenarda tutabilirsiniz. Biraz heyecan için hakkında iyi kötü bilgi ve görüş sahibi olduğunuz bir şirketin hisse senetleri üzerinde oynayabilirsiniz. Nihai amacınız o heyecan pazarının tatlı zevkine iştirak etmek olsa bile bu işe ayırdığınız para birikimlerinizin önemsiz bir bölümü ve hayatınızı idame ettirmek için gerekli olan bir meblağ olmadığı müddetçe, yaptığınız iş size o heyecanın bedelini ödemek, yâni para kaybetmek lüksüne ve hürriyetine sahip olduğunuzu gösterir. Ne var ki, eğer hayatınızı hisse senedi piyasalarında kazanmak amacıyla yola çıkanlardan, işi gücü bırakıp gününü seans odalarında geçirenlerden veya bu işi meslek edinmeyi kafaya koyanlardansanız, bilmeniz gereken bazı şeyler var.
Piyasalarda üç yatırımcı tipi vardır: GALİPLER, FAYDACILAR ve BEYHUDEler.
GALİPLER bu işe para kazanmak, kâr etmek için girmişlerdir. Başarılı yatırım yapmanın gerektirdiği becerilere sahiptirler ve iyi bilgilendirilmişlerdir. Başkalarından daha iyi kağıt, daha iyi portföy seçerler, zamanlamaları daha iyidir, daha iyi pazarlık yaparlar, daha iyi hazırlanmışlardır, daha hızlı davranırlar, işlerine daha fazla dikkat verip daha iyi konsantre olurlar ve eldeki bilgiyi daha etkili bir şekilde kullanmasını bilirler.
FAYDACILARın asıl amacı kâr etmek değildir. Elbette kâr etmek ek bir tatmindir ama, onlar için piyasalarda alıp satmanın verdiği heyecan, eğlence daha önemlidir. Genellikle sonuçta para kaybederler. Grafiklerin arkasındaki gizem, uzak olsa da kâr olasılığının varlığı, çabuk zengin olma hayali gibi romantik fantazilerin cazibesi çok ağırdır. Kaybetmeye başladıklarında pozisyonlarını açık bırakıp gözlerini kaparlar ve yakalandıkları kapanın kıskacının mucizevi bir şekilde açılıverileceğini umut ederler. Galiplerin böyle romantik amaçları yoktur. Heyecan ve eğlence, oynadıkları o sıkıcı (disiplinli) oyunun bir parçası değildir. Onlar zengin olmak ve bu işin nasıl yapılacağını bildikleri için ordadırlar. Kendi başarılarına hayranlık duymazlar, yöntemlerinin sırlarını başkalarıyla paylaşmazlar ve metodik yaklaşımları boyanın kurumasını seyretmek kadar sıkıcıdır. Sonuçta yaşamları, sorgulanmadan emrine uyulacak o sinyali bekleme yavanlığına indirgenmiştir.
Büyük çoğunluk BEYHUDELER ise başarılı yatırım yapmak için gereken beceri, bilgi ve kaynaklardan yoksundurlar ve sağduyusuz davranırlar. Devamlı kaybederler ve bunun nedenlerini ya anlayamazlar, ya anlamaya çalışmazlar, ya da anlamayı şuur altında reddederler.
Bu sınıfların hangisine ait olacağınızı seçmek sizin elinizde.
Akademik dünya, iş paraya gelince hepimizin homo economicus olduğunu varsayar. Ne var ki, yatırımcı psikolojisini (davranış biçimlerini) baz alan davransal finans çoğu zaman bunun doğru olmadığını enfes örneklerle ispat ediyor. 15 YTLlik bir hesap makinesinde 5 YTLlik bir ucuzluk olduğunu duyunca satın almak için 60 km. yol gidiyoruz ama 200 YTLlik bir takım elbisede yapılan 5 YTLlik iskontoya burun kıvırıyoruz. Kuru temizlemeciye 5 YTL kaptırmamak için kendi pantolonumuzu kendimiz ütülüyoruz ama komşu benimkini de ütülersen 5 YTL veriririm derse küfür ediyoruz. Her iki örnekte de söz konusu olan aynı 5 YTL ama bunu anlamıyoruz. Zarar stopu kullanmıyoruz. Küçük kâr büyük risk alıyoruz. Boğa piyasalarında aşırı iyimser, ayı piyasalarında ise aşırı kötümser oluyoruz.
Kısacası, davransal finans, iyi bir yatırımcı olmanın gerektirdiği beceri, bilgi ve kaynaklardan biri olan doğru davranış biçimlerini (psikolojik yeterlilik ve disiplin) öğretiyor.
Piyasalarda oynanan en büyük oyun hayatta kalma oyunudur. Hayatta kalmak için galipler gibi düşünmek, kimin av kimin avcı olduğunu iyi anlamak gerek. Yaptığımız iş, aynı amaç için oraya gelmiş ve ellerini bizim cebimize sokmaya çalışan insanların ceplerine ulaşmaya çalışmak. Eğer cebine ulaşmaya çalıştığımız kişinin beceri ve kaynakları bizimki kadar iyiyse bunu yapma şansımız azalır. O enfes Wall Street anekdotunu hatırlayın:
İki dağcıyı bir ayı kovalamaya başlar. Dağcılardan birisi çivili dağcı ayakkabısını koşu ayakkabısıyla değiştirmek için durup eğilir. Arkadaşı korku ve heyecan içinde bağırır, Deli misin sen? Ayıdan daha hızlı koşamazsın ki! Diğeri yerden kafasını sakince kaldırır ve şöyle cevap verir: Ayıdan değil, senden daha hızlı koşmak için değiştiriyorum.
Çoğu yatırımcı alışverişe bile yatırımlarından daha ciddi yaklaşır. 100 YTLyi harcamadan önce ince eler sık dokur, araştırma yapar, en iyisini en ucuza almaya çalışır ama 100 YTLsini borsaya atmaya gelince gözünü bile kırpmaz. Doğru yatırım yapmayı öğrenmek ve gereken becerileri edinmek için zaman emek harcamaz. Ne de olsa ekranlara bakıp yükselen bir piyasaya katılmak, yatırım uzmanının sözünü dinlemek, finansal televizyon kanallarını seyretmek, veya bir tüyoya kapılmak çok kolaydır. Bu insanlar ne yaptıklarını bilmeden kendilerini borsa kazanına atıverirler. Piyasaların nasıl işlediğini izlemek için zaman ayırmazlar. En iyi eğitim, kazananların harika hikayelerini ve nasıl kazandıklarını dinlemek değil kaybedenlerin nasıl kaybettiklerini izlemektir. İNSANLAR BİR DOKTOR, BİR PROFESÖR, BİR KAYNAKÇI, BİR AŞÇI OLMAK AMACIYLA GEREKLİ BİLGİ VE BECERLERİ EDİNMEK İÇİN YILLAR HARCARKEN, NASIL OLUR DA BİR GECEDE YATIRIMCI OLUNABİLİR? Borsaya gelecekseniz, bu işe ya bir iş gibi yaklaşacak ve gerekli bilgi ve becerileri edinmek için o teri döküp, o zamanı koyacaksınız, ya da cebinizdekileri bu emeği vermiş olanlara gönüllü olarak transfer edeceksiniz. Her iş gibi, burada da çok, ama çok çalışmak lâzım. Üzerinde çalışacağınız formül de açık: BİLGİ + SİSTEMATİK YAKLAŞIM + DOĞRU PARA (RİSK) YÖNETİMİ + DİSİPLİN VE DOĞRU DAVRANIŞ BİÇİMLERİ!