NİYE HEP KAYBEDİYORLAR? (1)

 

Ali Perşembe
10 Şubat 2007, Dünya Gazetesi

 

Canoles, Thompson, Irwin ve France’nin1, 1989-90 yıllarında A.B.D.’nin Alabama eyaletinde yerleşik 21 aracı kurumunda işlem yapan 114 müşteriden aldıkları 73 sorudan oluşan ilginç bir anket var.   İşte sonuçlar:

 

  1. Müşterilerin ortalama yaşı 50.  Çoğu varlıklı (ortalama yıllık kazançları 110,000 dolar) ve eğitim seviyeleri nüfus ortalamalarının üzerinde.
  2. Çoğunluk kâr etmek için değil eğlenmek ve heyecan duymak için işlem yapıyor.
  3. Başarı oranları %51 ama sonuçta para kaybediyorlar, çünkü zararda oturma süreleri, kârda oturma sürelerinin iki misli ve Risk/Getiri oranları çok düşük.
  4. Çoğunun hesabında sadece o an yaptıkları işleme yetecek kadar para var.
  5. Sadece küçük bir azınlık zarar stopu kullanıyor.
  6. Çoğu için “kazanmak” “ne kadar kazanmak”dan daha önemli.
  7. Hemen hemen hiçbiri risk yönetimi teknikleri uygulamıyor.
  8. En küçüklerin brüt kazançları bile olmamış.
  9. Yarısı ayda veya haftada bir kumar başlığı altına giren bir faaliyette bulunuyor (poker, at yarışı, rulet, yirmi bir, vs.)
  10. Üçte biri “içerdekilerden biri” diye tasvir ettikleri bir bilgi kaynağına sahip olduğuna inanıyor ama çoğunluğu sahip oldukları o “içerdeki” kaynağın dahi bilgiyi ikinci veya üçüncü elden aldığını biliyor.
  11. En acıklısı da bu: ankete katılanların %45’i kendilerini bu işte başarılı görmüyor ve bunu değiştirmek için davranış biçimlerinde düzltme yapmayı düşünmüyor.

 

Resim yavaş yavaş ortaya çıkıyor değil mi?  Biraz daha kurcalayalım.

 

1 Canoles, W.B., Thompson, S.R., Irwin, S.H. ve France, V.G., “An Analysis of the Profiles and

   Motivations of Habitual Commodity Speculators”, (OFOR Paper, Number 97-01, Mayıs 1997)

 

DİSİPLİN VE ORGANİZASYON

 

Yukarıdaki ankete katılan müşteriler çok geniş bir meslek yelpazesinden geliyorlar (kimisi doctor, kimisi profesyonel yönetici, kimisi çiftçi, vs.).  Yine A.B.D. yapılan başka bir araştırma, en başarılı yatırımcıların mühendis (çözümleyici ve matematik beceriler) veya asker (disiplin, organizasyon ve kural ve talimatlara uymaya yatkınlık) mesleklerinden çıktığını gösteriyor.  Başka bir ifadeyle:

 

a)     Displinliler,

b)     Plânlı, organize ve sistematik çalışıyorlar ve

c)     Duyguların engel olmasına izin vermeden bir yöntemi uygulayabiliyorlar, yâni zaman geldiğinde tetiği çekebiliyorlar. 

 

Sadece bilgi yeterli değil (sistematik yaklaşım, doğru davranış biçimleri ve risk yönetimi gerek).  Vince2 konuyu daha da agresif ifade ediyor:

 

Benim görüşüm, zekâ ile piyasalarda para kazanma arsında pek fazla bir bağlantı olmadığı doğrultusunda.  Bunu derken, ne kadar salaksanız o kadar çok para yaparsınız demek istemiyorum.  İyi bir trader olma denkleminde sadece zekânın çok küçük bir girdi olduğunu anlatmaya çalışıyorum.  Bu girdiler arasında zihni sağlamlık ve disiplin, zekâdan çok daha ağır basıyor.  Benim tanıdığım her trader’ın hayatında bir veya daha fazla çok kötü bir zarar tecrübe edilmiştir.  İyi trader’ları diğerlerinden ayıran ortak nokta, işlerin en kötü gittiği zamanda telefonu kaldırıp o emri verebilme yeteneğidir.  Bunun için de ileri düzeyde bir matematikçi veya bilim adamı olmaktan çok daha fazlası gerekir.

 

Yapılması gereken, önceden belirlenmiş, test edilmiş ve başarılı olacağına kanaat getirilmiş plânı (sistemi) taviz vermeden uygulattıracak disipline sahip olmak.

 

2 Vince, Ralph, The New Money Management: A Framework for Asset Allocation, (John Wiley & Sons,

   New York, 1995)

 

HAYATTA KALMA OYUNU

 

Piyasalarda oynanan en büyük oyun hayatta kalma oyunudur.  Hayatta kalmak istiyorsanız kazananlar gibi düşünmek zorundasınız.  Para kazanmak için kapandan kurtulup peynire ulaşmanın ne gerektireceğini iyi anlamış olmanız gerekir.  Hatta daha iyisi, kapana girmeden peynire ulaşmaktır.  İşte işin sırrı da buradadır.  Zaman içinde hepimizin kapana kısıldığı anlar olacaktır ama seçenek ortadadır: kaçmak veya yatıp avcının gelip bizi almasını beklemek.   Bu seçimi yapmak için, hayatta kalma oyununda kimin av kimin avcı olduğunu iyi anlamamız gerekir.  Bu o kadar zor değildir.  Yaptığımız tek iş, aynı amaç için oraya gelmiş ve ellerini bizim cebimize sokmaya çalışan insanların ceplerine ulaşmaya çalışmaktır.  Eğer cebine ulaşmaya çalıştığımız kişinin beceri ve kaynakları bizimki kadar iyiyse bunu yapma şansımız azalır.  Amaç, av olmamak için bu becerileri edinmek (disiplin ve doğru davranış biçimleri) ve avlanmak için bu becerilere sahip olmayanları seçmektir.  Bu konuya gelince aklıma hep Wall Street’te sık sık dile getirilen o küçük anekdot gelir:

 

İki dağcıyı bir ayı kovalamaya başlar.  Dağcılardan birisi çivili ayakkabısını koşu ayakkabısıyla değiştirmek için durup eğilir.  Arkadaşı korku ve heyecan içinde bağırır, “Deli misin sen?  Ayıdan daha hızlı koşamazsın ki!”  Diğeri yerden kafasını sakince kaldırır ve şöyle cevap verir: “Ayıdan değil, senden daha hızlı koşmak için değiştiriyorum.”

 

Yatırımcılar disiplin kelimesini pek sevmezler.  Ne de olsa “piyasa silahşörü” olmak çok daha seksi bir kavramdır.  Ne var ki, çoğunluk kendi kurallarını bile uygulama disiplininden yoksundur.  Ne tuhaftır ki, neden para kaybettiklerinin nedenlerini görmezden gelen aynı kişiler trading, teknik analiz, temel analiz, vs. gibi eğitim  seminerlerine kepçeyle para akıtırlar.  Halbuki kişisel disiplin öyle seyirciler arasında oturup öğrenilecek bir şey değildir.

 

Yatırım yapmanın ve trading faaliyetinin en zor yönlerinden bir tanesi orijinal yatırım felsefenize bağlı kalmakatır.  Başta herkes bağlı kalacağını söyler ama uygulamada işler değişir.  Etrafınızdaki insanlar, gelişmeler, psikolojik engeller daha ilk fırsatta sözünüzden döndürüverir sizi.  Başta bir plânla ve iyi niyetle başlarsınız ama belki bir haber ya da yatırım uzmanınızdan bir yorum dayanılmaz bir baskı haline geliverir.  Başta hazırlıklı olduğunuz o düşüş geldiğinde en kötü yerde pozisyondan çıkmaya koşarsınız.  İşte ilk başta seçilen plâna bağlı kalmak bu nedenden dolayı önemlidir.  En kötü senaryoda bile, plâna bağlı kalıp da para kaybetmenin verdiği zarar duygusal tepkilerin sonuçlarından çok daha hafif olacaktır.        

Devamı var... (24 Şubat 2007)