HİSSE SENEDİ ALMAK
Ali Perşembe
30 Aralık 2006,
Dünya Gazetesi
İNSANSIZ TRADİNG SİSTEMLERİ
Dünyada İnsansız veya Otomatik Trading Sistemleri olarak ifade edilen yatırım modelleriyle yönetilen yatırım fonlarının kontrolü altında olan varlık miktarının günümüzde 500 milyar doları bulduğu söyleniyor. İki hafta önce, ülkemizin de ilk insansız yatırım fonu hayata geçti. Bu tür sistemlerin getireceği fayda ve zararlara değinmeden önce, insansız trading sistemlerinin ne olduklarını ve nasıl işlediklerini iyi anlamak gerek.
Aslında ortada insansız bir şey yok. İnsansız trading sistemleri de başta akıllı insanlar tarafında tasarlanmakta (ya da akıllı olduklarını varsaymak zorundayız). Bir insansız trading sistemi, tüm alım/satım işlemlerinin önceden belirlenmiş parametre ve kurallara göre yapıldığı, yâni yatırım faaliyetinin tamamının veya önemli bir kısmının mekanize edildiği bir yatırım stratejisidir. Yatırım kararları, veya başka bir ifadeyle, pozisyona giriş ve çıkış sinyalleri bu program (parametre ve kurallar dizisi) tarafından üretilir. Elbette (ve umut ediyoruz ki), bu parametre ve kurallar dizisi, başta hem bu tür algoritmaları bilimsel sistematik yaklaşım ilkeleri çerçevesinde tasarlayabilecek hem de o algoritmaların tetikleyeceği al/sat kararlarının kullanılacağı piyasaları ve o piyasalarda iştigal eden katılımcıların ekonomik ve psikolojik unsurlarını çok iyi tanıyan ve çözümleyebilen deneyimli ve akıllı insanlar tarafından geliştirilecektir.
Bu geliştirme süreci hayli yorucu, karmaşık ve çok yönlülük isteyen bir aşamadır. Akıllı, deneyimli ve piyasaları çok iyi bildiklerini umduğumuz bu kişiler önce yatırım kararlarını tetikleyecek değişkenleri belirlerler. Bu değişkenler, açıklanan bir enflasyon verisi, kâr payı dağıtım kararı, siyasi bir gelişme, meteorolojik olaylar, veya teknik analiz göstergeleri, vs. gibi çok farklı gelişmeler olabileceği gibi sayıları da sonsuza kadar uzayabilir. Daha sonra, bu değişkenlerin hangilerinin yatırım kararlarını tetikleyecek algoritmalarda kullanılacağı ve kullanılanların göreceli ağırlıkları ve akabinde al/sat kararını tetikleyecek kurallar dizisi belirlenir. Bu algoritmaların oluşturduğu sistem birkaç satırda ifade edilebilecek basit bir kurallar dizisi olabileceği gibi onlarca/yüzlerce sayfa tutan bir program da olabilir. Geliştirme sürecinin son aşaması ise, yatırım kararlarını tetikleyen kurallar dizisinin beklenildiği gibi işleyip işlemediğini (başka bir ifadeyle, amaçlanan kâr ve risk düzeyini yakalayıp yakalamadığını) görmeyi içerir. Bunun için de sistem geçmiş piyasa verileri üzerinde test edilir (back testing). Eğer sonuçlar beklenildiği gibi çıkıp da o arzulanan güven unsurunu tesis ederse, sistem piyasaya götürülür ve uygulanmaya başlanır.
İnsansız trading sistemlerini geliştirilmesindeki amaç, yatırım yaparken önceden belirlenmiş bir plân, program ve kurallar dizisine göre hareket etmek (bilimsel sistematik yaklaşım) ve bunu yaparken de piyasaların devamlı dalgalanmasından psikolojik olarak etkilenen ve aynı zamanda hacim açısından kapasite sorunu taşıyan insan unsurunu asgariye indirmektir. Elbette, sistematik yaklaşımın diğer her türlü yatırım sistemine olan üstünlüğü asla sorgulanamaz. Bunun yanında, insansız (veya otomatik) yatırım sistemlerinin başka avantajları da bulunur:
Ne var ki, bu avantajların yanında, insansız trading sistmelerinin içerdiği tehlikelerden de haberdar olmak gerekir. Bunları şöyle sırayabiliriz:
· Yeteri kadar geçmiş veri üzerinde test edilmemiş sistemlerin fiktif sonuçları yanıltıcı olabilir.
· Al/sat kararlarını tetikleyecek gelişmeler aslında piyasayla direkt ilgili olmamalarına rağmen bilgisayarlarda geçmiş veri üzerindeki testler bu ilişkinin var olduğu yanılgısını doğurabilir. Örneğin, hava sıcaklığı 15 derecenin üzerine çıkarsa AL, altına düşerse SAT gibi ilgisiz bir algoritmayı 20 yıllık İMKB verileri üzerinde test ettiğimizde bilgisayarlar bize pekâlâ belli formasyonlarla geri dönebilirler, çünkü bilgisayarlar hava sıcaklığının korele bir değişken olup olmadığına insansız karar veremezler.
· Sistemde kullanılan değişkenler, arzulanan sonuçlar sıkılıp çıkartılana dek aşırı optimize edilmiş olabilir ki bu da o değişkenlerin gerçek hayatta aynı performansı gösterme olasılığını düşürür.
· Otomatik trading sistemlerinin normalin daha üzerinde sayıda pozisyon üreterek yüksek işlem maliyetleri doğurduğu bilinen bir olgudur. Bu da yatırım fonu maliyetlerini artıracaktır.
· Sistemin ürettiği al/sat sinyalleri piyasada mevcut fiyat adımlarıyla uyuşmadığından geçmiş veriler üzerinde test edilip kârlı bulunan performans gerçek hayatta tekrar edilemeyebilir.
· Sistemin ürettiği al/sat sinyalleri gerçek piyasa koşullarında zamanında uygulanamayarak kaymalara ve dolayısıyla daha düşük performansa yol açabilir.
Önce portföy yöneticilerini ve dolayısıyla daha sonra yatırımcıları sistematik yaklaşım uygulamaya yöneltecek olan insansız (otomatik) trading sistemlerinin kullanıldığı yatırım fonlarının ülkemizde de piyasaya çıkmış olması elbette sevindirici. Ne var ki, hem portföy yöneticileri hem de yatırımcılar, otomatik sistemlerin bu tehlikelerinden haberdar olmaları gerek. Bu farkındalıkta en önemli unsurlardan bir tanesi de, insansız yatırım fonlarının performanslarının ölçümünde kullanılan kriterler.
Bu fonlara yatırım yapan yatırımcılar fonun yönetimi hakkında mümkün olduğu kadar çok bilgi toplamalı ve fonun iç tüzüğü ile izahnamesini çok iyi okumalı ama performans kriterleri bu belgelerde bulunmayacaktır. Dolayısıyla yatırımcılar fon yöneticilerinden performansın nasıl ölçüldüğü, risk/mükâfat oranı, azami hesap erimesi oranı, işlem adedi ve maliyetleri, standart sapma, riske ayarlı getiri profili gibi unsurlar hakkında ayrıntılı bilgi almalılar. Son olarak, geçmiş performansların hiçbir zaman geleceğin garantisi olmayacağını ve her yatırım fonunun bu unsuru alt satırlarda küçük puntolarda vurguladığını unutmamak gerektiğinin de altını çizelim.