TEKNİK ANALİZ Mİ DEDİN? HADİ CANIM SEN DE! Yazar: Ali Perşembe
Ali Perşembe, uluslararası finans piyasalarında ilk pozisyonunu aldığı 1980 yılından bu yana, vadeli borsalardan hisse senetlerine, döviz piyasalarından opsiyonlara kadar geniş bir yatırım araçları yelpazesinde yoğrulan yirmi yılı aşkın birikimiyle 23 ülkede HADİ CANIM SEN DE'yi anlattı.
Üç kitaptan oluşan bu kitap dizisi, teknik analizin bir kristal küre olarak görüldüğü, risk yönetimi öğelerinin inşa edilmediği, yatırımcılara has davranış biçimlerinin yontulmadığı ve tüm yatırım sürecinin en ince ayrıntılarına kadar önceden plânlanarak disiplinli ve sistematik bir yaklaşım geliştirilmediği müddetçe işlemeyeceğinin bir manifestosu.
Birinci cilt, şimdiye kadar yazılıp çizilen birçok kuramı yerden yere vurduğu gibi, teknik analizi kuramsallıktan pratiğe taşıyan yepyeni öğelerle dolu. Basit ve yalın bir düşünme tarzı geliştirerek hem herkesi başarılı bir yatırımcı yapabilecek kurallar sunuyor hem de başarılı olmanın ana koşullarının çok çalışmak ve ve deliksiz bir STRATEJİ oluşturmak olduğunu vurguluyor.
İÇİNDEKİLER
KİTAPTAN BİR ALINTI
İşte pembe zamanların en alevli olduğu günlerden bir tanesinde, arkadaşlarıyla sohbete gittiği bir çay partisinde lâfı geçmiş olacak, beni arayarak “Necla’nın kocası Ereğli almış, çok para kazanmış, sen de aldın mı? veya “benim de yastık altında bir 500 dolarım vardı, bana da bir şeyler alır mısın?” diye sorar. İşin kokusunun çıktığının bundan daha iyi bir sinyali olabilir mi? Düşünün bir kere. Daha düne kadar bırakın Ereğli şirketini, ülkede İMKB diye bir kurumun bile varlığından haberi olmayan benim öz annem bile duymuş. Bu küçük anekdotu şöyle ele alalım. Eğer bu bilgi benim anneme de gitmişse, daha gidecek neresi kaldı? Benim bildiğim kadarıyla, benim annem bu bilginin bu ülkede gideceği en son insan. Annem de alırsa herkesin almış oluğu alenen ortada. Annem o uçurumun en ucunda oturuyor. Bu bilginin gidecek başka bir durağı yok.
Ana boğa trendlerinin bu son aşamasında, yine teknik analiz jargonunda “daha büyük budala sendromu” denilen bir oluşum ortaya çıkar. Pembe dünyanın ve ardı arkası kesilmez kârların büyüsüne kapılan yatırımcılar aşırı şişmiş fiyatlardan alım yaparlar. Burada beklenti, aldıkları senetleri daha da yüksek fiyatlardan alacak olan daha büyük bir budala bulmaktır. Daha büyük budalalar çıkar ve daha fahiş fiyatlardan alım yaparlar. Onların da umudu daha da büyük budalalar bulmaktır. Bu süreç sürer gider. İlk budalalar diye isimlendirilen yatırımcılar para kazanırlar ama daha büyük budalaların sayısı gittikçe azalır. Sonunda da anneme kadar gelip tükeniverirler. Artık ülkede alım yapacak daha büyük bir budala kalmamıştır. Sonuç barizdir. Eski bir Wall Street deyişiyle bitirelim: “Taksi şöförleri tüyo vermeye başladığında tepe gözükmüştür.”
Hepimizin hayatında bu tür bir “annem” kişiliği bulunur. Bu bazen alt kattaki kasaptır, bazen Almanya’dan arayan eski dostumuz, bazen mahallenin taksi şöförü, bazen de o 21 yaşındaki “yatırım uzmanı”. Önemli olan bu kişiliğin ortaya çıktığı anı tespit etmek ve pembe hayattan çekilmeyi olası kılacak olan davranış biçimleri ve disipline sahip olmak.
Satın Al | Kitap Listesi